İzlanda açıklarında keşfedilen ve "Ming" adı verilen Arctica islandica türü bir midyenin 507 yıl yaşamış olabileceği üzerinde duruluyor. Bu durum, "dünyanın en yaşlı hayvanı" unvanını alabilir. Midye laboratuvarda yaşamını yitirdi ve etik tartışmalar başladı.
Haber Giriş Tarihi: 11.02.2026 18:20
Haber Güncellenme Tarihi: 11.02.2026 18:20
Kaynak:
Cumhuriyet
İzlanda açıklarında 2006 yılında deniz tabanından çıkarılan bir okyanus midyesi, bilim dünyasında ses getiren bir tartışmanın merkezine oturdu. Arctica islandica türüne ait olduğu belirlenen midyenin, yapılan incelemeler sonucunda yaklaşık 507 yıl yaşamış olabileceği değerlendirildi. Bu iddia doğrulanırsa, “Ming” adıyla anılan canlı, tek başına yaşamış en yaşlı hayvanlar arasında özel bir yere yerleşmiş olacak.
Araştırmacılar midyenin yaşını, kabuğunda yer alan ve ağaç halkalarına benzeyen yıllık büyüme çizgilerini inceleyerek hesapladı. İlk analizlerde 400 yılın üzerinde değerlere ulaşılması üzerine çalışma derinleştirildi. Ardından yapılan ek tarihleme yöntemleri, midyenin doğumunun 1499 yılı civarına uzanabileceğini ortaya koydu. Bu nedenle canlıya, doğum tarihinin Çin’deki Ming Hanedanlığı dönemine denk gelmesinden hareketle “Ming” ismi verildi.
Bilim insanlarına göre Arctica islandica türünün olağanüstü uzun ömrünün arkasında, doğrudan çevre koşullarıyla bağlantılı bir “yavaş yaşam” düzeni bulunuyor. Türün soğuk ve derin sularda yaşaması büyümeyi yavaşlatırken, yavaş büyüme de daha uzun ömürle ilişkilendiriliyor. Uzun ömürde etkili olabileceği belirtilen başlıca unsurlar şöyle sıralanıyor:
Düşük metabolizma ve oksijen tüketimi
Hücre içi yapıların daha dayanıklı çalışması
Zamanla artması beklenen oksidatif hasarın sınırlı kalması
Keşif, bir yandan bilimsel açıdan önemli veriler sunarken diğer yandan etik bir tartışmayı da gündeme taşıdı. Ming’in hikâyesi, deniz tabanından çıkarıldıktan sonra laboratuvar sürecinde yaşamını yitirmesiyle trajik bir şekilde sonlandı. Yani bilimsel anlamda dikkat çeken bu örnek, aynı zamanda canlının “keşif anında kaybedilmesi” nedeniyle eleştirilerin hedefi oldu.
Uzmanlar, benzer araştırmalarda canlı örneklerin mümkün olduğunca zarar görmeden incelenmesini sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Ming’in kabuğundan elde edilen verilerin ise yaşlanma biyolojisi ve deniz ekosistemlerinin uzun dönemli değişimi üzerine çalışmalara katkı sunabileceği değerlendiriliyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bulunduğu Gün Öldü… 507 Yıl Yaşamıştı!
İzlanda açıklarında keşfedilen ve "Ming" adı verilen Arctica islandica türü bir midyenin 507 yıl yaşamış olabileceği üzerinde duruluyor. Bu durum, "dünyanın en yaşlı hayvanı" unvanını alabilir. Midye laboratuvarda yaşamını yitirdi ve etik tartışmalar başladı.
İzlanda açıklarında 2006 yılında deniz tabanından çıkarılan bir okyanus midyesi, bilim dünyasında ses getiren bir tartışmanın merkezine oturdu. Arctica islandica türüne ait olduğu belirlenen midyenin, yapılan incelemeler sonucunda yaklaşık 507 yıl yaşamış olabileceği değerlendirildi. Bu iddia doğrulanırsa, “Ming” adıyla anılan canlı, tek başına yaşamış en yaşlı hayvanlar arasında özel bir yere yerleşmiş olacak.
Araştırmacılar midyenin yaşını, kabuğunda yer alan ve ağaç halkalarına benzeyen yıllık büyüme çizgilerini inceleyerek hesapladı. İlk analizlerde 400 yılın üzerinde değerlere ulaşılması üzerine çalışma derinleştirildi. Ardından yapılan ek tarihleme yöntemleri, midyenin doğumunun 1499 yılı civarına uzanabileceğini ortaya koydu. Bu nedenle canlıya, doğum tarihinin Çin’deki Ming Hanedanlığı dönemine denk gelmesinden hareketle “Ming” ismi verildi.
Bilim insanlarına göre Arctica islandica türünün olağanüstü uzun ömrünün arkasında, doğrudan çevre koşullarıyla bağlantılı bir “yavaş yaşam” düzeni bulunuyor. Türün soğuk ve derin sularda yaşaması büyümeyi yavaşlatırken, yavaş büyüme de daha uzun ömürle ilişkilendiriliyor. Uzun ömürde etkili olabileceği belirtilen başlıca unsurlar şöyle sıralanıyor:
Keşif, bir yandan bilimsel açıdan önemli veriler sunarken diğer yandan etik bir tartışmayı da gündeme taşıdı. Ming’in hikâyesi, deniz tabanından çıkarıldıktan sonra laboratuvar sürecinde yaşamını yitirmesiyle trajik bir şekilde sonlandı. Yani bilimsel anlamda dikkat çeken bu örnek, aynı zamanda canlının “keşif anında kaybedilmesi” nedeniyle eleştirilerin hedefi oldu.
Uzmanlar, benzer araştırmalarda canlı örneklerin mümkün olduğunca zarar görmeden incelenmesini sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Ming’in kabuğundan elde edilen verilerin ise yaşlanma biyolojisi ve deniz ekosistemlerinin uzun dönemli değişimi üzerine çalışmalara katkı sunabileceği değerlendiriliyor.
Kaynak: Cumhuriyet
En Çok Okunan Haberler