17 Ağustos 1999’da yaşanan 1999 Gölcük Depremi’nin ardından Yalova’nın Subaşı bölgesinde inşa edilen kalıcı deprem konutlarına ilişkin çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yayımlanan resmi haritalara göre, konutların bulunduğu alanın altından “Altınova Fayı” olarak bilinen diri fay hattı geçiyor.
Haber Giriş Tarihi: 16.02.2026 10:27
Haber Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 18:49
Kaynak:
Cumhuriyet
Cumhuriyet'ten Emirhan Çoban'ın haberine göre; söz konusu harita verileri, deprem sonrası yapılan yapılaşma sürecinde zemin etütlerinin yeterince dikkate alınıp alınmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre, aktif bir fay hattının üzerine kalıcı konut inşa edilmesi ciddi bir planlama ve denetim sorunu anlamına geliyor.
“Bu Fay Hattı Tespit Edilebilirdi”
Jeoloji Mühendisi Aytaç Aydınbaş, söz konusu fayın uzun yıllardır bilinen ve mevcut bilimsel yöntemlerle tespit edilebilecek bir hat olduğunu belirtti. Bina-zemin etkileşimi üzerine yaptığı çalışmalar kapsamında bölgeyi ziyaret ettiğini aktaran Aydınbaş, zemin araştırmalarının yeterli titizlikle yapılması halinde bu fayın mutlaka ortaya çıkarılacağını söyledi.
Aydınbaş, “Depremin ardından konut inşa ediliyorsa, normal şartlara kıyasla çok daha fazla özen gösterilmesi gerekir. Zemin çalışmaları doğru ve kapsamlı yapılsaydı bu fay hattı gözden kaçmazdı. Bu tablo, kurumlar arasında yeterli koordinasyon sağlanamadığını düşündürüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bölgede yeni yapıların inşa edilmeye devam edildiği bilgisi ise kaygıları daha da artırdı.
Heyelan Riski Göz Ardı mı Ediliyor?
Zemin kaynaklı riskler yalnızca Yalova ile sınırlı değil. Geçtiğimiz hafta Sakarya’nın Serdivan ilçesinde meydana gelen toprak kayması, bir binanın istinat duvarının çökmesine neden oldu. Tonlarca toprak ve betonun altında kalan yaklaşık 3 milyon lira değerindeki lüks bir araç kullanılamaz hale gelirken, üç binada yaşayan 32 kişi tedbir amacıyla tahliye edildi.
Benzer bir olay ise İzmir’in Menemen ilçesinde yaşandı. Yoğun yağış sonrası çöken istinat duvarı nedeniyle iki bina ve park halindeki altı araçta hasar oluştu. İki bina ile çevredeki bir apartman güvenlik gerekçesiyle boşaltıldı.
Uzmanlar, bu tür olayların yalnızca aşırı yağıştan değil; plansız yapılaşma, yetersiz zemin etüdü ve çevresel koşulların göz ardı edilmesinden kaynaklandığını belirtiyor.
İstanbul’da da Risk Büyük
MTA’nın yayımladığı haritalar, riskli alanların yalnızca Anadolu şehirleriyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinde aktif heyelan riski bulunan bölgeler harita üzerinde açıkça işaretlenmiş durumda. Buna rağmen, riskli alanlarda yoğun yapılaşmanın devam etmesi dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre, aktif heyelan tehlikesi bulunan bölgelerde sürdürülen yapılaşma; Sakarya ve İzmir’de yaşanan olayların benzerlerinin büyük şehirlerde de meydana gelme ihtimalini artırıyor.
Deprem ve heyelan gerçeğiyle yaşayan Türkiye’de, zemin etütlerinin bilimsel esaslara göre yapılması ve yapılaşma kararlarının bu verilere göre şekillendirilmesi gerektiği bir kez daha gündeme geliyor. Aksi halde, afet sonrası güvenli yaşam alanı üretme amacıyla yapılan projeler dahi yeni riskler doğurabiliyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Subaşı Deprem Konutlarının Altından Fay Çıktı
17 Ağustos 1999’da yaşanan 1999 Gölcük Depremi’nin ardından Yalova’nın Subaşı bölgesinde inşa edilen kalıcı deprem konutlarına ilişkin çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yayımlanan resmi haritalara göre, konutların bulunduğu alanın altından “Altınova Fayı” olarak bilinen diri fay hattı geçiyor.
Cumhuriyet'ten Emirhan Çoban'ın haberine göre; söz konusu harita verileri, deprem sonrası yapılan yapılaşma sürecinde zemin etütlerinin yeterince dikkate alınıp alınmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre, aktif bir fay hattının üzerine kalıcı konut inşa edilmesi ciddi bir planlama ve denetim sorunu anlamına geliyor.
“Bu Fay Hattı Tespit Edilebilirdi”
Jeoloji Mühendisi Aytaç Aydınbaş, söz konusu fayın uzun yıllardır bilinen ve mevcut bilimsel yöntemlerle tespit edilebilecek bir hat olduğunu belirtti. Bina-zemin etkileşimi üzerine yaptığı çalışmalar kapsamında bölgeyi ziyaret ettiğini aktaran Aydınbaş, zemin araştırmalarının yeterli titizlikle yapılması halinde bu fayın mutlaka ortaya çıkarılacağını söyledi.
Aydınbaş, “Depremin ardından konut inşa ediliyorsa, normal şartlara kıyasla çok daha fazla özen gösterilmesi gerekir. Zemin çalışmaları doğru ve kapsamlı yapılsaydı bu fay hattı gözden kaçmazdı. Bu tablo, kurumlar arasında yeterli koordinasyon sağlanamadığını düşündürüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bölgede yeni yapıların inşa edilmeye devam edildiği bilgisi ise kaygıları daha da artırdı.
Heyelan Riski Göz Ardı mı Ediliyor?
Zemin kaynaklı riskler yalnızca Yalova ile sınırlı değil. Geçtiğimiz hafta Sakarya’nın Serdivan ilçesinde meydana gelen toprak kayması, bir binanın istinat duvarının çökmesine neden oldu. Tonlarca toprak ve betonun altında kalan yaklaşık 3 milyon lira değerindeki lüks bir araç kullanılamaz hale gelirken, üç binada yaşayan 32 kişi tedbir amacıyla tahliye edildi.
Benzer bir olay ise İzmir’in Menemen ilçesinde yaşandı. Yoğun yağış sonrası çöken istinat duvarı nedeniyle iki bina ve park halindeki altı araçta hasar oluştu. İki bina ile çevredeki bir apartman güvenlik gerekçesiyle boşaltıldı.
Uzmanlar, bu tür olayların yalnızca aşırı yağıştan değil; plansız yapılaşma, yetersiz zemin etüdü ve çevresel koşulların göz ardı edilmesinden kaynaklandığını belirtiyor.
İstanbul’da da Risk Büyük
MTA’nın yayımladığı haritalar, riskli alanların yalnızca Anadolu şehirleriyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinde aktif heyelan riski bulunan bölgeler harita üzerinde açıkça işaretlenmiş durumda. Buna rağmen, riskli alanlarda yoğun yapılaşmanın devam etmesi dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre, aktif heyelan tehlikesi bulunan bölgelerde sürdürülen yapılaşma; Sakarya ve İzmir’de yaşanan olayların benzerlerinin büyük şehirlerde de meydana gelme ihtimalini artırıyor.
Deprem ve heyelan gerçeğiyle yaşayan Türkiye’de, zemin etütlerinin bilimsel esaslara göre yapılması ve yapılaşma kararlarının bu verilere göre şekillendirilmesi gerektiği bir kez daha gündeme geliyor. Aksi halde, afet sonrası güvenli yaşam alanı üretme amacıyla yapılan projeler dahi yeni riskler doğurabiliyor.
Kaynak: Cumhuriyet
En Çok Okunan Haberler