Hava Durumu

#Yargıtay

Söylemci - Yargıtay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargıtay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

300 Milyonluk Servet Davasında Yargıtay Noktayı Koydu! Haber

300 Milyonluk Servet Davasında Yargıtay Noktayı Koydu!

İzmir’de yaşayan yüksek mimar ve inşaat şirketi sahibi iş insanı İsmail Hakkı Bekiroğlu hakkında açılan babalık davasında süreç Yargıtay aşamasında tamamlandı. Kasım 2015’te dünyaya gelen Tuana isimli çocuk için annesi tarafından yürütülen hukuk mücadelesinde, yerel mahkeme ve istinaf kararlarının ardından dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin incelemesi sonucunda, istinaf mahkemesinin verdiği kararın onandığı ve böylece hükmün kesinleştiği belirtildi. İddialar dosyaya taşındı, anne dava açtı Dosyaya yansıyan bilgilere göre; Bekiroğlu’nun evli ve iki çocuk sahibi olduğu, buna karşın 11 yıl önce evlilik dışı bir ilişki yaşadığı ileri sürüldü. Bu ilişkiden hamile kalan N.A. adlı kadının, çocuğun doğumunun ardından babalık tespiti için hukuki yola başvurduğu kaydedildi. İddiaya göre Bekiroğlu, çocuğuyla bir araya gelmesine rağmen nüfusa geçirme işlemini kabul etmedi. Bunun üzerine anne, avukatı aracılığıyla babalık davası açtı. DNA raporu: Biyolojik bağ tespit edildi Davanın görüldüğü İzmir’de, mahkeme sürecinde DNA incelemesi yapıldı. Dosyadaki rapora göre Bekiroğlu’nun, Tuana’nın biyolojik babası olduğu yönünde bulguya ulaşıldı. Bu tespitin ardından mahkeme, çocuk lehine nafaka ve doğum sürecine ilişkin bazı gider kalemleri yönünden hüküm kurdu. Nafaka ve doğum giderleri karara bağlandı Yerel mahkemenin kararında; çocuk için aylık 7 bin 500 TL nafaka ödenmesine hükmedildi. Ayrıca doğum öncesi ve doğum sonrası bakım dönemlerine ilişkin 15 bin TL tutarında bir ödeme kalemi de kararda yer aldı. Bekiroğlu’nun, yerel mahkeme kararına ve sonrasında istinaf mahkemesinin değerlendirmesine itiraz ettiği, dosyanın bu şekilde Yargıtay’a taşındığı aktarıldı. Yargıtay: İstinaf kararı kanuna uygun Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nden gelen dosyayı incelediği belirtildi. İncelemede; istinaf mahkemesinin kararının kanuna uygun olduğu, itiraz gerekçelerinin ise kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı değerlendirmesi yapıldı. Bu nedenle istinaf kararı onandı ve dosyada verilen hüküm kesinleşti. Miras ortaklığı tartışması da gündemde Haberde yer alan bilgilere göre kararın kesinleşmesiyle birlikte, çocuğun babalık bağının hukuken tescil edilmesi nedeniyle ileride doğabilecek miras hukuku sonuçları da kamuoyunda tartışma konusu oldu. Dosyada Bekiroğlu’nun yüksek değerli bir mal varlığına sahip olduğuna yönelik iddialar da yer alırken, kesinleşen kararın, çocuğun yasal hakları açısından belirleyici olduğu ifade ediliyor.

‘Kirayı Elden Ödedim’ Diyen Yandı! Haber

‘Kirayı Elden Ödedim’ Diyen Yandı!

Kira anlaşmazlıklarında sıkça duyulan “Ev sahibi öyle istedi, ben de elden ödedim” savunmasına Yargıtay’dan dikkat çeken bir uyarı geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira sözleşmesinde ödeme yönteminin banka olarak belirlendiği durumlarda, kiracının “elden ödeme yaptım” iddiasını tanıkla ispatlayamayacağını; ödemeyi kesin delillerle ortaya koymak zorunda olduğunu vurguladı. Bu nedenle tanık anlatımlarına dayanılarak verilen yerel mahkeme kararı bozuldu. Karara konu olay Eskişehir’de yaşandı. Taraflar arasında 20 Eylül 2022 tarihinde kira sözleşmesi imzalandı. Sözleşmede kira bedelinin banka aracılığıyla ödeneceği açıkça yazıldı. Ancak kiracı, kira bedellerini düzenli şekilde elden verdiğini, hatta ev sahibinin her ay işyerine gelip kirayı bizzat aldığını öne sürdü. Kiracı, bir ödemenin de ev sahibinin yanına gidilerek elden yapıldığını iddia etti. Bir süre sonra ev sahibi, bazı aylara ait kira bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek kiracı hakkında icra takibi başlattı. Kiracı ise borcu olmadığını, söz konusu kira bedellerini elden ödediğini savundu. İcra takibine konu edilen ocak, şubat, mart, nisan ve mayıs aylarına ilişkin kira borçlarının ödendiğinin tespiti için mahkemeye başvurdu. Ev sahibi tarafı ise “elden ödeme” iddiasını kabul etmeyerek, kiraların ödenmediğini bildirdi. Yerel mahkeme tanıkla kabul etti Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, kiracının iddialarını destekleyen beyanlara dayanarak, ev sahibinin kira bedellerini kiracının işyerine giderek elden aldığı sonucuna vardı. Mahkeme ayrıca, haziran ayı kirası için kiracının PTT kanalıyla ödeme yapmak istediğini; ancak bu ödemenin de kabul edilmediğini değerlendirdi. Bu gerekçelerle karar, kiracı lehine kuruldu. Adalet Bakanlığı “kanun yararına” temyize gitti Dosya bu kez Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemiyle Yargıtay’a taşındı. Yargıtay, kira ilişkilerinde temel kuralı hatırlattı: Kira ilişkisinin varlığını ve kiranın miktarını ispat yükü kural olarak kiraya verene, Kira bedelinin ödendiğini ispat yükü ise kiracıya aittir. Yargıtay’a göre, yıllık kira bedeli “senetle ispat” sınırının üzerindeyse, ödeme iddiası kesin delille kanıtlanmalıdır. Dahası, taraflar arasında yazılı bir sözleşme varken, 6100 sayılı HMK’nın 201. maddesindeki “senede karşı tanıkla ispat yasağı” gereğince, “kira ödendi” iddiası için tanık dinlenemez. Karar bozuldu, dosya geri gönderildi Bu gerekçelerle Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurmasını yasaya aykırı buldu. Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemi kabul edildi; karar bozuldu ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderildi.

“Emekliyim, İstediğim Yerde Çalışırım” Diyenlere Kötü Haber! Haber

“Emekliyim, İstediğim Yerde Çalışırım” Diyenlere Kötü Haber!

Emekli olduktan sonra yeniden çalışmayı düşünen milyonlarca kişiyi ilgilendiren kritik bir karar Yargıtay’dan geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, iş sözleşmesinde rekabet yasağı bulunan bir çalışanın emeklilik sonrası eski işvereninin rakibinde çalışmasının, şartlar oluştuğunda ihlal sayılabileceğine hükmetti. Kararın asıl dikkat çeken kısmı ise “adres” tartışmasını aşan “teşebbüs” yorumu oldu. Olay nasıl başladı? Ankara’da akümülatör üretimi yapan bir şirkette yaklaşık 9 yıl çalışan işçi, emeklilik sonrasında başka bir firmada çalışmaya başladı. Ancak eski işveren, iş sözleşmesindeki maddeyi hatırlatarak dava açtı: Çalışan, işten ayrıldıktan sonra 2 yıl boyunca Ankara veya İstanbul’daki rakip firmalarda çalışmamayı kabul etmişti. Mahkemeler neden farklı karar verdi? Yerel mahkeme, rekabet yasağını geçerli buldu ve ihlalin gerçekleştiğine karar verdi; ancak cezai şartı yüksek bularak yarıya indirdi. İstinaf mahkemesi ise bu kez “çalışan fiilen Çankırı’da görev yapıyor” diyerek, rakip firmanın merkezi Ankara’da olsa bile yasağın ihlal edilmediğini savunup davanın reddi gerektiğini belirtti. Yargıtay ne dedi? Dosya Hukuk Genel Kurulu’na gelince kritik nokta şu oldu: Sözleşmede geçen “teşebbüs” ifadesi yalnızca fabrika/şube adresi anlamına gelmiyor. Yargıtay, bunun şirketin ticari işletme olarak ekonomik bütünlüğünü kapsadığını vurguladı. Böylece emekli işçinin rakip firmada çalışması rekabet yasağı ihlali olarak değerlendirildi. Çalışanlar için mesaj ne? Uzman değerlendirmelerine göre, özellikle teknik bilgi ve tecrübesi yüksek çalışanlar açısından bu tür sözleşmeler daha kritik. Emekli olsanız bile, sözleşmede rekabet yasağı varsa; rakip firmaya geçiş tazminat/cezai şart riskini gündeme getirebilir.

8 yıldır konuşulan dosyada sürpriz gelişme: Amca için hangi karar verildi? Haber

8 yıldır konuşulan dosyada sürpriz gelişme: Amca için hangi karar verildi?

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin davada önemli bir gelişme yaşandı. Daha önce haklarındaki beraat kararları Yargıtay tarafından bozulan 7 sanık, yeniden yargılama kapsamında bugün tekrar hâkim karşısına çıktı. Duruşmanın sonunda Leyla Aydemir’in amcası Yusuf Aydemir hakkında tutuklama kararı verildi. Duruşma, tanık beyanlarının alınmasıyla başladı. Mahkeme heyeti, tanıkları dinledikten sonra öğle arasına çıktı; aranın ardından sanıklar bir kez daha savunma yaptı. Sanıklar, suçlamaları kabul etmediklerini belirterek beraat talebinde bulundu. Anne Şükran Aydemir’in avukatı Erdoğan Tunç ise dosyanın geldiği aşamada delil ve beyanların daha da netleştiğini savunarak tutuklama talebinde bulundu. Avukat Tunç, sanıkların yurt dışı bağlantılarının kaçma şüphesini artırdığını, ayrıca dosyadaki diğer şüpheliler üzerinde etki oluşturma ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi. Şükran Aydemir’in Kanada’da yaşadığı için duruşmaya katılamadığını belirten Tunç, sonraki celselerden birinin Kanada Konsolosluğu aracılığıyla yapılmasını da talep etti. Sanık Ayşe Artam ve Yıldırım Artam, önceki savunmalarını tekrarlayarak beraat istediklerini ifade etti. Diğer sanıklar da benzer şekilde olayla ilgilerinin bulunmadığını belirtti. Savunmalar sırasında bazı sanıklar, uzun süredir yargılandıklarını ve mağdur edildiklerini ileri sürerken, haklarında aleyhe beyanda bulunan kişilerden şikâyetçi olacaklarını söyledi. Mahkeme başkanı, Yusuf Aydemir’in ifadesinde özellikle bazı ayrıntılar üzerinde durdu. Heyet, Leyla’nın kaybolduğu gün ile bulunduğu tarih arasındaki süreçte telefon kullanımına dair sorular yöneltti. Yusuf Aydemir’e, “internetin kapalı olması”, “tuşlu telefon kullandığını söylemesi” ancak “akıllı telefonla çekilmiş fotoğrafların dosyada yer alması” gibi noktalar hatırlatıldı. Ayrıca abisi Nihat Aydemir ile aralarında husumet olup olmadığı soruldu; dosyada bazı beyanların aralarında sorun olduğunu iddia ettiği aktarıldı. Yusuf Aydemir ise suçlamaları reddederek beraat talep etti. İnternetin kapalı olmasının, paketinin bitmiş olmasından kaynaklanmış olabileceğini savundu. Olay gününe ilişkin hareketlerini de açıklayan Yusuf Aydemir, jandarmayla birlikte Ağrı merkeze geldiklerini, traktörle bir noktaya gitmesinin nedeninin Leyla’nın başka bir yerde bulunduğuna dair duyum alması olduğunu söyledi. Abisiyle husumet bulunmadığını belirten Aydemir, şüphelendiği kimse olmadığını da ifade etti. Günün sonunda mahkeme, Yusuf Aydemir hakkında “öldürme” suçuna ilişkin kuvvetli şüphe bulunduğu ve kaçma ihtimalinin varlığı gerekçesiyle tutuklanmasına hükmetti. Mahkeme, dosyanın 12 Şubat 2026 ve 10 Mart 2026 tarihlerinde değerlendirileceğini, yargılamanın ise 10 Nisan 2026 tarihine ertelendiğini açıkladı. Duruşmada ayrıca tanıklardan Ahmer Erdoğan’ın gelecek celsede yeniden dinlenmesine karar verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.