Hava Durumu

#Tbmm

Söylemci - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Gürlek’ten Kritik Çıkış: Savunma Hakkını Kaldırmıyoruz! Haber

Bakan Gürlek’ten Kritik Çıkış: Savunma Hakkını Kaldırmıyoruz!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, gündemdeki yasal düzenleme iddialarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Tutukluların avukatlarıyla görüşmelerine sınırlama getirileceği yönündeki tartışmalara yanıt veren Gürlek, “Savunma hakkının ortadan kaldırılması gibi bir yaklaşımımız olamaz” dedi. Amaçlarının savunma hakkını zedelemek değil, kötüye kullanımın önüne geçmek olduğunu vurguladı. Gürlek, ceza infaz kurumlarında somut ve ciddi güvenlik riski oluşması halinde, kanuna dayalı ve hâkim kararıyla belirli süreli tedbirlerin uygulanabileceğini belirtti. Düzenlemenin her görüşmede otomatik uygulanmayacağını, somut tespit ve mahkeme kararı şartı aranacağını söyledi. “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin konuşan Gürlek, yapılabilecek düzenlemelerin adresinin TBMM olduğunu ifade ederek, “Muhtemel düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil” dedi. Sürecin en kritik eşiğinin örgütün silah bırakması ve fesih kararı olduğunu dile getirdi. “Umut hakkı” tartışmalarına da değinen Gürlek, mevcut mevzuatta bu isimle bir uygulamanın bulunmadığını, terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet alanlar için şartlı salıverilme hükümlerinin uygulanmadığını söyledi. Bakan Gürlek ayrıca, sosyal medyada kimlik doğrulama düzenlemesiyle sahte hesapların kapatılacağını, yeni anayasa hedefinin ise sivil ve özgürlükçü bir metin olduğunu belirtti.

Kürsüde Patlayan “Yasak Aşk” İddiası: “Annem ‘Hayatın Biter’ Dedi!” Haber

Kürsüde Patlayan “Yasak Aşk” İddiası: “Annem ‘Hayatın Biter’ Dedi!”

Adapazarı Belediyesi’ne ilişkin “yasak aşk” iddiası tartışılmaya devam ederken, iddiaları kamuoyunun gündemine taşıyan 22 yaşındaki hukuk fakültesi öğrencisi Ceyda Saçar’dan yeni açıklamalar geldi. Saçar, annesi Elif Saçar’ın Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu ile ilişki yaşadığına dair elinde yazışmalar bulunduğunu öne sürmüş; bu çıkışın ardından hem baskı gördüğünü hem de hakkında yüksek meblağlı dava açıldığını iddia etmişti. Ceyda Saçar, Radyo Sputnik’e yaptığı değerlendirmede, yazışmalar gündeme gelmeden önce kendisinin “itibarsızlaştırılmaya” çalışıldığını savundu. Saçar, çevresinden “şizofren” olduğuna dair söylemler duyduğunu belirterek, yazışmaların “kendi kendine yapılmış” gibi gösterilmeye çalışıldığını ileri sürdü. “Altı aylık yazışmayı benim kendi kendime yaptığım söylendi” diyen Saçar, iddiasına göre mesajların tarih ve saat uyumunun da farklı gerekçelerle açıklanmaya çalışıldığını ifade etti. Açıklamalarının en dikkat çeken bölümünde Saçar, ailesinden tehdit aldığını da öne sürdü. Annesinden “mahvolursun, hayatın biter” şeklinde sözler duyduğunu iddia eden Saçar, bazı akrabalarının da benzer mesajlarla kendisine baskı kurduğunu söyledi. Yaşadığı süreç nedeniyle numarasını değiştirdiğini ve kimseyle muhatap olmamayı tercih ettiğini dile getirdi. Saçar ayrıca, iddiasına göre annesi ve annesinin avukatı aracılığıyla “konuyu kapatma” amacıyla bir teklif iletildiğini söyledi. Saçar, “Toplu bir para… Ev, araba, velayetler sizde kalsın, üzerine nafaka verelim. Karıştırmadan halledelim bu işi denildi. Evet, 2 milyon söylendi” ifadelerini kullandı. Bunun yanında, annesi Elif Saçar’ın “kaynağını açıklayamadığı” bir aracı olduğunu da iddia ederek, “Dilerim o araba bundan sonraki hayatında evladının yokluğunu hissettirmez” sözleriyle dikkat çekti. Hatırlanacağı üzere Ceyda Saçar, Kamu Başdenetçisi (Ombudsman) Mehmet Akarca’nın Sakarya’daki bir toplantısında kürsüye çıkarak iddialarını kamuoyuna duyurmuştu. Saçar, konuyu daha önce TBMM Dilekçe Komisyonu, Kadın ve Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) ve CİMER’e de taşıdığını ileri sürmüştü. Öte yandan Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, söz konusu iddiaları reddediyor. Işıksu, iddiaların “şantaj” olduğunu savunarak yargı yoluna başvurduğunu açıklamıştı. İddiaların ardından AK Parti’nin de Işıksu hakkında disiplin süreci başlattığı, “kesin ihraç” talebiyle kurula sevk edildiği kamuoyuna yansımıştı. Süreçle ilgili adli ve siyasi gelişmelerin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

LGBT İle İlgili Yeni Suç Tanımı ve 3 Yıla Kadar Hapis İddiası! Haber

LGBT İle İlgili Yeni Suç Tanımı ve 3 Yıla Kadar Hapis İddiası!

Türkiye’de “11’inci yargı paketi” kapsamında gündeme geldiği belirtilen bir taslak düzenleme, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) değişiklik öngördüğü iddialarıyla yeniden tartışma konusu oldu. Basına yansıyan bilgilere göre taslak; cinsiyet uyum sürecinin koşullarını ağırlaştıran, kurallara aykırı tıbbi müdahalelere hapis cezası getiren ve bazı toplumsal eylem/ifadeler için yeni suç tanımları içeren maddeler barındırıyor. Yaş sınırı 25’e çıkarılabilir iddiası Taslak metne ilişkin haberlerde öne çıkan başlıklardan biri, cinsiyet uyum sürecine başvuru yaşının 18’den 25’e yükseltilmesi. Buna göre, başvurunun kişinin bizzat mahkemeye yapması ve evli olmaması şartı aranacağı ileri sürülüyor. “Dört değerlendirme–rapor” şartı Yine iddialara göre operasyon öncesi süreçte, Sağlık Bakanlığı’nın belirleyeceği tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastanelerinde en az üçer ay arayla yapılacak dört ayrı değerlendirme sonunda, “ruh sağlığı açısından zorunluluk” yönünde resmî sağlık kurulu raporu alınması gerekecek. Bu raporun, mahkeme izni sürecinde temel dayanaklardan biri olması bekleniyor. Kurallara aykırı tıbbi müdahaleye ağır yaptırım Taslakta, belirtilen koşullar sağlanmadan yapılan tıbbi müdahalelerin de ayrı bir yaptırım alanı oluşturduğu aktarılıyor. Haberlere göre, kurallara aykırı şekilde operasyon yapan sağlık personeli için 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve ayrıca adli para cezası öngörülebileceği ifade ediliyor. Müdahalenin çocuğa uygulanması ya da yetkisiz kişilerce yapılması halinde cezanın artırılması gündeme gelebilir. Öte yandan taslakta, hukuka aykırı şekilde bu müdahaleyi yaptıran kişi açısından da 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası düzenlemesinin yer aldığı iddia ediliyor. Yeni suç tanımı iddiası: “Teşvik/övgü/özendirme” ifadeleri Kamuoyunda en çok tartışılan kısım ise, taslakta “biyolojik cinsiyete aykırı tutum ve davranışları alenen teşvik eden, öven veya özendiren” ifadelere yönelik 1–3 yıl hapis cezası öngörüldüğüne dair iddialar. Bu bölümün kapsamı ve sınırlarının nasıl çizileceği, düzenleme netleşirse uygulama tartışmalarının da merkezinde olabilir. “Aynı cinsiyetteki kişilerin töreni” başlığı da gündemde Basına yansıyan bir diğer iddia ise, taslakta “aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapması” gibi bir durumun suç olarak düzenlenebileceği. Haberlere göre, bu tür bir töreni düzenleyen veya gerçekleştirenler için 1 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası öngörülmesi gündeme getiriliyor. Süreç net mi? Taslak–teklif–yasalaşma ayrımı önemli Aktarılanların önemli bir kısmı taslak düzeyinde. Düzenlemenin TBMM’ye sunulup sunulmadığı, sunulduysa hangi maddelerle ve hangi nihai ifadelerle ilerleyeceği, komisyon görüşmeleri ve Genel Kurul süreciyle netleşecek.

Bahçeli’den “Püskevit” Çıkışı: Derinliği Fark Edemediler! Haber

Bahçeli’den “Püskevit” Çıkışı: Derinliği Fark Edemediler!

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen partisinin Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli’nin konuşmasında Ramazan ayına yönelik mesajları, bölgesel gelişmelere dair vurguları ve daha önce kamuoyunda gündem olan “püskevit” ifadesine yönelik açıklamaları öne çıktı. “Ramazan, nefis terbiyesi ve vicdan tefekkürü için fırsattır” Bahçeli, önümüzdeki günlerde Ramazan ayının başlayacağını hatırlatarak, bu dönemin toplumsal ve bireysel açıdan taşıdığı anlamı vurguladı. Ramazan’ın, manevi iklimi güçlendiren bir ay olduğunu ifade eden Bahçeli; hasta olanların şifa bulması, dertlilerin feraha kavuşması ve borçluların yükünün hafiflemesi yönünde temennilerini dile getirdi. Konuşmasında, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çatışmalara ve insanlık krizlerine dikkat çeken Bahçeli, bu süreçte “kalp temizliği, vicdan muhasebesi ve huzur arayışı” ihtiyacının daha da arttığını söyledi. Küresel ölçekte istikrarsızlıkların, ekonomik zorlukların ve adaletsizliklerin yaygınlaştığına işaret eden Bahçeli, Ramazan ayının sabır, şefkat, merhamet ve paylaşma gibi değerleri hatırlattığını belirtti. Gazze ve Batı Şeria vurgusu: “Uluslararası hukuk” hatırlatması Bahçeli’nin konuşmasındaki bir diğer başlık ise Orta Doğu’daki gelişmeler oldu. Gazze’de yaşanan insani tablonun ağır sonuçlar doğurduğunu söyleyen Bahçeli, sivil kayıplara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail hükümetine yönelik sert ifadeler kullanan Bahçeli, yaşananların dünya kamuoyunda yeterince duyarlılıkla karşılanmadığını savundu. Bahçeli ayrıca Batı Şeria’ya ilişkin son kararlar üzerinden “uluslararası hukuk” vurgusu yaptı. Bölgedeki adımların hukuki boyutuna dikkat çeken Bahçeli, bu gelişmelerin çatışma ve kriz ortamını derinleştirdiğini ifade etti. Ramazan ayının anlamı üzerinden birlik, dayanışma ve insani yardım çağrısında bulunan Bahçeli, özellikle mağdur ve mazlumların yaşadığı zorlukların görmezden gelinmemesi gerektiğini dile getirdi. “Püskevit” açıklaması: “Gavurdağ söyleyişiyle söyledim” Toplantının en çok konuşulan bölümlerinden biri ise Bahçeli’nin “püskevit” ifadesine dair yaptığı değerlendirme oldu. Bahçeli, memleketiyle ilişkilendirdiği bir ağızla daha önce kullandığı “Hani benim püskevitim, çukulatam” sözlerinin sonradan farklı şekillerde yorumlandığını söyledi. Bu ifadeyi anlamayan kişilerin kelimeyi haftalar boyunca alaycı biçimde gündemde tuttuklarını belirten Bahçeli, asıl dikkat çekmek istediği noktaya yeterince odaklanılmadığını savundu. Bahçeli, “Ne üzücüdür ki arkadaşlarımız da bu seslenişimizin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi” diyerek, hem kamuoyundaki yorumlara hem de yakın çevresindeki yaklaşımlara dönük bir sitemini dile getirdi. Gündem mesajları: “Hassas bir dönem” Grup toplantısında iç ve dış gündemin yanı sıra toplumsal hassasiyetlere de değinen Bahçeli’nin konuşması, Ramazan ayı öncesinde birlik ve dayanışma çağrısı ile dikkat çekti. Bahçeli’nin “püskevit” ifadesine dair yaptığı vurgu ise, önceki tartışmalara yeni bir çerçeve kazandırarak kamuoyunda yeniden merak uyandırdı.

Bir İtiraz Her Şeyi Değiştirdi… TBMM Dosyasında Yeni Karar! Haber

Bir İtiraz Her Şeyi Değiştirdi… TBMM Dosyasında Yeni Karar!

TBMM’de stajyer öğrencilere yönelik taciz iddialarıyla açılan davada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tahliye kararlarına yaptığı itiraz üzerine, daha önce serbest bırakılan 4 sanıktan 3’ü hakkında yeniden tutuklama kararı verildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, TBMM’de Meclis lokantasında çalışan 5 sanık yargılanıyor. Son duruşmada tutuklu sanıklar İbrahim Beşlioğlu, Halil İlker Güner, Recep Seven ve Durmuş Uğurlu hakkında tahliye kararı çıkmıştı. Savcılık ise bu kararların ardından dosyanın yeniden değerlendirilmesini talep ederek üst mahkemeye itirazda bulundu. İtirazı inceleyen üst mahkeme, başsavcılığın talebini kabul etti. Bu kapsamda sanıklar Recep Seven, Durmuş Uğurlu ve İbrahim Beşlioğlu hakkında yeniden tutuklama kararı verildi. Tahliye edilen sanıklardan Halil İlker Güner için ise yakalama çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Soruşturma, olay tarihinde 18 yaşından küçük oldukları bildirilen dört mağdurun emniyete başvurmasıyla başlamıştı. Mağdurlar, TBMM’de stajyer olarak bulundukları dönemde Meclis lokantasında çalışan bazı kişiler tarafından tacize uğradıklarını öne sürmüştü. İddianamede, sanıkların kamu görevi ve hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak “çocuğa karşı cinsel taciz” ve “sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı” suçlarını işledikleri iddia edildi. Sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Erdoğan’dan Gürlek’e İlk Talimat: “Çalış Akın"! Haber

Erdoğan’dan Gürlek’e İlk Talimat: “Çalış Akın"!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan atama kararı sonrası Adalet Bakanlığı görevine getirilen Akın Gürlek’in, görevi Yılmaz Tunç’tan devraldığı devir-teslim töreninin ardından yeni döneme ilişkin mesajları gündem oldu. TGRT Haber Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı Fatih Atik, Gürlek’e yaptığı ziyarette bir röportaj gerçekleştirdiğini ve görüşmeden dikkat çeken detayları köşesine taşıdığını yazdı. Atik’in aktardığına göre Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine verdiği “ilk talimatın” “Çalış Akın” olduğunu ifade etti. Atik, Bakan Gürlek’in bu sözleri aktarırken “verilen görevi hakkıyla yerine getirme” vurgusunun öne çıktığını belirtti. Aynı yazıda, TBMM’deki yemin töreni sırasında yaşanan protestolara ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Atik’in anlatımına göre Gürlek, protestolarla ilgili konuşurken “konuyu kişiselleştirmediğini” ifade ederek, “Mesele Akın Gürlek meselesi değil, mesele Türkiye meselesi” sözünü kullandı. Gürlek’in gündem olan açıklamalarının bir bölümü de televizyon programlarında dile getirdiği ifadeler üzerinden tartışıldı. Atik, Gürlek’le görüştükleri günün akşamında Bakan’ın A Haber canlı yayınına katıldığını; burada bazı siyasi başlıklara dair değerlendirmeler yaptığını da aktardı. Söz konusu yayına ilişkin aktarımlarda en çok konuşulan bölüm ise CHP hakkında dile getirilen iddialar oldu. Atik’in yazısında yer alan ifadeye göre Gürlek, canlı yayında “CHP’nin hesaplarında, il binasının satın alınması ve kurultay süreçleriyle ilgili usulsüzlük bulduk” şeklinde bir değerlendirme yaptığını söyledi. Bu ifadeler, siyasi tartışmaların odağına yerleşti. Öte yandan A Haber’deki programın haber metninde de Gürlek’in “kapısının parti ayrımı gözetmeksizin herkese açık olduğu” yönündeki mesajına ve bakanlığın gündemindeki bazı başlıklara değinildiği görüldü. Bakan Gürlek’in “ilk talimat” vurgusu ve TBMM’deki yemin törenine ilişkin sözleri, yeni dönemde Adalet Bakanlığı’nın yaklaşımının nasıl şekilleneceğine dair yorumları da beraberinde getirdi. Açıklamalar, hem siyasi kulislerde hem de kamuoyunda yakından izleniyor.

Meclis’te ‘‘Sadece PKK’ Detayı Gündemi Karıştırdı! Haber

Meclis’te ‘‘Sadece PKK’ Detayı Gündemi Karıştırdı!

“Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütüldüğü belirtilen süreç kapsamında, terör örgütü PKK üyelerine ilişkin özel bir infaz rejimi oluşturulacağı iddia edildi.Türkiye gazetesinin aktardığı kulis bilgilerine göre, Meclis’te kurulan komisyonun ortak raporunun tamamlanmasının ardından, mart ayında geçici nitelikte bir “çerçeve yasa” taslağının gündeme getirilmesi planlanıyor. “Emsal olmasın” vurgusu: Kapsamın dar tutulacağı öne sürülüyor Haberde, çıkarılması planlanan geçici düzenlemenin diğer suç tipleri ve örgütler açısından emsal teşkil etmemesi için sınırların “keskin çizgilerle” belirleneceği belirtiliyor. Buna göre taslak metinde, düzenlemenin yalnızca “varlığını sona erdirdiği tespit edilen ve doğrulanan” terör örgütleri için uygulanacağı şeklinde bir tanıma yer verileceği öne sürülüyor. Bu yolla, ileride yapılacak düzenlemelerden FETÖ veya başka örgütlerin yararlanmasının önüne geçilmesinin hedeflendiği iddia ediliyor. Uyum yasaları gündemde: Birden fazla kanunda değişiklik iddiası Kulis bilgilerine göre, çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından, buna bağlı olarak Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK), Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) ve Ceza İnfaz Kanunu (CİK) başta olmak üzere ilgili mevzuatta değişiklik yapılması gündeme gelebilir. Düzenlemelerin yalnızca hukuki maddelerle sınırlı kalmayıp, idari adımların da belirlenebileceği ileri sürülüyor. “Suça karışmamış” üyeler için başvuru şartı iddiası Haberde, suça karışmadığı belirtilen örgüt mensupları açısından farklı bir model üzerinde durulduğu ifade ediliyor. Buna göre, bu kişilerin bir yıl içinde güvenlik birimlerine başvurmaları halinde, mevcut TCK’daki “etkin pişmanlık” hükümlerine benzer bir infaz rejiminin uygulanabileceği iddia ediliyor. Ancak aynı haberde, suça karışmamış olsalar bile hiçbir ceza verilmemesinin söz konusu olmayacağı özellikle vurgulanıyor. Bazı kulis detaylarında, bu kişilerin cezaevine girmeden ancak adli kontrol altında tutulabileceği; adli kontrol süresinin ise belirli şartlarla uzun bir döneme yayılabileceği de yer alıyor. Cezaevindekiler için “dışarıda infaz” seçeneği tartışması Hâlen cezaevinde bulunan veya suç işlediği belirtilen örgüt üyeleri açısından ise ayrı bir infaz rejimi öne sürülüyor. Buna göre, cezasının büyük bölümünü cezaevinde geçiren hükümlüler için kalan süreye ilişkin dışarıda infaz imkânı getirilebileceği iddia ediliyor. Bu noktada, işlenen fiilin ağırlığının şartlı salıverme değerlendirmesinde belirleyici olacağı belirtiliyor. Örnek olarak; ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet alan bir hükümlünün 25 yılı cezaevinde geçirmesi halinde, kalan bölüm için şartlı salıverme rejimi kapsamında ek bir süre öngörülebileceği ileri sürülüyor. Öcalan başlığı: “Henüz karar yok” iddiası Haberde, Abdullah Öcalan’ın durumunun da tartışma başlıkları arasında olduğu aktarılıyor. Öcalan’ın benzer şekilde cezasının kalan bölümünü dışarıda infaz etmesinin gündeme gelmesi halinde, Ceza İnfaz Kanunu’ndaki bazı hükümler nedeniyle yasal değişiklik gerekebileceği belirtiliyor. Ancak aynı kaynak, bu konuda iktidar cephesinde verilmiş kesin bir karar bulunmadığını öne sürüyor. Şu aşamada basına yansıyan kulis ve taslak iddiaları niteliğinde. Resmî teklif metni ve kapsam TBMM’ye sunulacak düzenlemeyle netleşecek.

Becan’dan Süs Bitkilerinde İndirim Teklifi: "KDV %1’e İnsin"! Haber

Becan’dan Süs Bitkilerinde İndirim Teklifi: "KDV %1’e İnsin"!

CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, süs bitkileri sektöründe uygulanan Katma Değer Vergisi (KDV) oranının düşürülmesi amacıyla TBMM'ye kanun teklifi sundu. Teklifte; çiçek, fide ve tohum satışlarında KDV oranının yüzde 1’e kadar indirilebilmesi için Cumhurbaşkanı’na yetki verilmesi öngörülüyor. Düzenlemenin özellikle çiçek üretiminde öne çıkan Yalova başta olmak üzere sektörde üretimi artırması ve kayıt dışılığı azaltması hedefleniyor. “Sektör Stratejik ve Yüksek Katma Değer Üretiyor” 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılmasını içeren teklifin gerekçesinde, çiçekçiliğin yalnızca estetik bir faaliyet olmadığına dikkat çekildi. Becan, Anadolu’da yüzyıllardır süregelen çiçek üretiminin kültürel mirasın bir parçası olduğunu, aynı zamanda yüksek katma değer sağlayan stratejik bir sektör niteliği taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin uygun iklim ve toprak koşulları ile ihracat pazarlarına coğrafi yakınlığının süs bitkileri üretiminde önemli avantaj sunduğunu belirten Becan, üretimin özellikle Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaştığını vurguladı. Yalova Orkide Üretiminde Lider Konumda Türkiye genelinde yıllık yaklaşık 2 milyar adedin üzerinde süs bitkisi üretimi yapıldığını kaydeden Becan, bu üretimin yüzde 69,5’ini kesme çiçeklerin, yüzde 30,5’ini ise diğer süs bitkilerinin oluşturduğunu aktardı. Yalova’nın bu tabloda ayrı bir yere sahip olduğunu dile getiren Becan, kentin özellikle orkide üretiminde lider konumda bulunduğunu belirtti. Türkiye’deki orkide üretiminin yüzde 99’unun Yalova’da gerçekleştirildiğini ifade eden Becan, kentte 48,5 dekar alanda yaklaşık 3 milyon adet orkide üretildiğini, bu üretimin hem ekonomiye katkı sağladığını hem de önemli ölçüde istihdam oluşturduğunu söyledi. “Yüksek KDV Sektörü Zorluyor” Becan, süs bitkileri sektörünün en önemli sorunlarından birinin yüksek KDV oranı olduğunu dile getirerek, çiçek, fide ve tohum satışlarında uygulanacak düşük KDV oranının üretimi teşvik edeceğini ve kayıt dışı satışların azalmasına katkı sunacağını belirtti. KDV indiriminin sektöre yatırım ilgisini artıracağını savunan Becan, düzenleme ile birlikte devletin vergi kaybı yaşamayacağını; aksine daha güçlü ve kayıtlı bir ekonomik yapı elde edileceğini ifade etti. Konu Hazine ve Maliye Bakanlığı’na İletildi Becan, süs bitkisi üreticilerinin sorunlarının daha önce de gündeme getirildiğini hatırlatarak, konuyu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yaptığı görüşmede de ilettiğini aktardı. KDV oranının yüzde 1’e indirilmesinin hem Yalova hem de Türkiye genelinde üretimi destekleyeceğini belirten Becan, bu yönde çalışma yapılması talebinde bulunduğunu söyledi. Sunulan kanun teklifinin yasalaşması halinde, özellikle Yalova gibi çiçek üretiminde öncü illerde sektörel hareketliliğin artması ve üreticilerin mali yükünün hafiflemesi bekleniyor.

Bir Hata 200 Bin TL: Trafikte Yeni Ceza Dönemi Başladı! Haber

Bir Hata 200 Bin TL: Trafikte Yeni Ceza Dönemi Başladı!

Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik içeren düzenleme, trafik güvenliğini artırmak ve kural ihlallerini caydırmak amacıyla TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Yeni dönemde özellikle can güvenliğini riske atan ihlallerde para cezaları belirgin biçimde yükselirken, bazı maddelerde ehliyetin geri alınması ve aracın trafikten men edilmesi gibi ek yaptırımlar da öne çıkıyor. Hız ihlali: Kademeli ceza, ağır ihlalde ehliyete el koyma Düzenlemeye göre hız sınırını aşan sürücülere uygulanacak idari para cezaları kademeli hale getirildi. Yerleşim yeri içinde ve dışında farklı eşiklere göre artan cezalarda üst sınır 30 bin TL olarak yer aldı. Ayrıca yüksek hız ihlallerinde sürücü belgesi, ihlalin seviyesine göre 30, 60 veya 90 gün süreyle geri alınabilecek. Kırmızı ışık: Tekrarda ağırlaşıyor Kırmızı ışık ihlalinde ceza ilk ihlalde daha düşük seviyeden başlıyor; aynı ihlalin 1 yıl içinde tekrarı halinde ise ceza katlanarak yükseliyor. Düzenlemede, tekrar sayısına göre idari para cezasının kademeli biçimde arttığı ve yüksek tekrar durumlarında ciddi tutarlara ulaştığı belirtiliyor. Ehliyetsiz sürüşte iki kritik eşik: 40 bin TL ve 200 bin TL Yeni yasaya göre sürücü belgesi olmadan araç kullananlara 40 bin TL idari para cezası uygulanacak. Sürücü belgesi mahkeme/savcılık kararıyla veya yetkili mercilerce geçici olarak geri alınmış ya da iptal edilmiş olmasına rağmen araç kullananlar için ise ceza 200 bin TL seviyesine çıkıyor. Makas–drift ve tehlikeli hareketler: Para cezası + trafikten men Trafiği tehlikeye sokacak şekilde art arda şerit değiştirme (“makas”), ters istikamette sürüş veya trafiği engelleyici keyfi hareketler için yüksek para cezası yanında, sürücü belgesinin belirli süreyle geri alınması ve aracın trafikten men edilmesi gibi yaptırımlar düzenlemede yer aldı. Drift niteliğindeki hareketlerde de ceza tutarının yükseldiği ve ilave yaptırımların uygulanacağı bildiriliyor. Alkol–uyuşturucu ve ölçüm reddi: 150 bin TL’ye kadar Alkollü araç kullanımında ceza tutarları artırılırken, tekrar eden ihlallerde yaptırımlar daha da ağırlaşıyor. Uyuşturucu/uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücüler için yüksek idari para cezası ve sürücü belgesine ilişkin ağır tedbirler öngörülüyor. Ayrıca alkol/uyuşturucu ölçümünü yaptırmayanlara yönelik yaptırımlar da düzenlemede yer aldı. “Dur” ihtarı, telefon ve acil araçlara yol verme Denetimlerde “dur” ikazına uymayarak kaçanlara 200 bin TL idari para cezası uygulanması, sürücü belgesinin belirli süreyle geri alınması ve aracın trafikten men edilmesi hükme bağlandı. Seyir halinde cep telefonu kullanımında da tekrar durumuna göre artan cezalar ve ehliyete el koyma yaptırımı getirildi. Ambulans, itfaiye gibi geçiş üstünlüğü olan araçlara yol vermeyenler için de ceza ve ehliyete el koyma yaptırımı düzenlendi. Öte yandan ölümlü veya yaralanmalı kazalarda, zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücüler için hapis cezası öngören hüküm de düzenlemede yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.