Hava Durumu

#Sağlık Bakanlığı

Söylemci - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sigara İçenlere Yeni Sınır mı Geliyor? İki Alan Gündemde! Haber

Sigara İçenlere Yeni Sınır mı Geliyor? İki Alan Gündemde!

Dumansız hava sahasında yeni bir genişleme daha gündemde. Edinilen bilgilere göre, hazırlıkları süren düzenleme taslağında çocuk parkları ile plaj ve sahil şeritlerinin “kırmızı hat” kapsamına alınması planlanıyor. Böylece, çocukların yoğun bulunduğu açık alanlarda sigara dumanına maruz kalmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. “Kırmızı Hat” Ne Anlama Geliyor? “Kırmızı hat” uygulaması, belirlenen alanlarda sigara içilmesine izin verilmemesi ve bu yasağın daha sıkı denetimle takip edilmesi olarak özetleniyor. Taslağa göre; bugüne kadar açık alan sayılan bazı noktalar, fiilen “dumansız alan” mantığıyla ele alınacak. Yetkililerin, uygulamanın kapsamı ve sınırlarının netleşmesi için detaylı bir çerçeve hazırladığı belirtiliyor. En Kritik Başlık: Çocuk Parkları Düzenlemenin en dikkat çeken yönü, çocuk parklarının dumansız alan ilan edilmesi. Parkta sigara içen yetişkinlerin dumanı, özellikle küçük yaş gruplarında “pasif içicilik” riskini artırabiliyor. Bu nedenle parklar, toplum sağlığı açısından en hassas alanların başında gösteriliyor. Uzman Uyarıyor: “Açık Hava da Çocukları Korumaya Yetmeyebilir” Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Aliyeva, açık alanda içilen sigaranın da çocukları pasif içici yapabileceğine dikkat çekiyor. Aliyeva’ya göre parkta, balkonda ya da yürürken çıkan duman; çocuklarda astım, bronşit, sık enfeksiyon, öksürük ve alerjik tabloların oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Denetim ve Cezalar Nasıl Olacak? “Kırmızı hat” uygulamasının yürürlüğe girmesi halinde, çocuk parkları ve plajlarda sigara yasağının daha sıkı kurallarla denetlenmesi bekleniyor. Ancak cezai yaptırımların kapsamı, uygulama takvimi ve denetim yöntemiyle ilgili ayrıntıların önümüzdeki günlerde netleşeceği ifade ediliyor. Bakanlık: Mevzuat Çalışması Meclis Gündemine Gelebilir Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da sigara içilen alanları ve sigara kullanımının görünürlüğünü azaltmaya yönelik mevzuat çalışması yürüttüklerini ve bunun Meclis’e sunulmasının hedeflendiğini açıklamıştı. Bu açıklama, “kırmızı hat” gibi yeni adımların yasal zemine taşınabileceğine işaret ediyor. Sigarayı Bırakmak İsteyenlere Hatırlatma Öte yandan sigarayı bırakmak isteyenler için Sağlık Bakanlığı’nın ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden destek alınabiliyor.

Armutlu Sağlık Merkezi'nden Serviks Kanseri Taraması ve Eğitim! Haber

Armutlu Sağlık Merkezi'nden Serviks Kanseri Taraması ve Eğitim!

Yalova İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, Armutlu Toplum Sağlığı Merkezi tarafından Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Tarama Programı kapsamında farkındalık eğitimi gerçekleştirildi. Eğitim programı, kadın sağlığının korunması ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlendi. Armutlu Toplum Sağlığı Merkezi tarafından gerçekleştirilen eğitimde, serviks kanserinin nedenleri, risk faktörleri, korunma yolları ve erken tanının hayati önemi hakkında katılımcılara kapsamlı bilgiler aktarıldı. Sağlık uzmanları tarafından yapılan sunumlarda, serviks kanserinin erken evrede tespit edilmesi halinde yüksek oranda tedavi edilebilir bir hastalık olduğu vurgulandı. Erken teşhisin önemi anlatıldı Eğitim kapsamında özellikle HPV (İnsan Papilloma Virüsü) ile serviks kanseri arasındaki ilişki detaylı şekilde ele alındı. Katılımcılara, düzenli tarama programlarının hastalığın erken evrede saptanmasında kritik rol oynadığı anlatılırken, Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak sunulan tarama hizmetlerine nasıl başvurulacağı konusunda da bilgilendirme yapıldı. Uygun katılımcılara tarama işlemi yapıldı Farkındalık eğitiminin ardından, tarama için uygun kriterleri taşıyan kişilerin serviks kanseri tarama işlemleri gerçekleştirildi. Böylece teorik bilgilendirmenin yanı sıra uygulamaya yönelik bir sağlık hizmeti de sunulmuş oldu. Tarama sürecinin, erken teşhis açısından önemli bir adım olduğu ifade edilirken, katılımcıların programa gösterdiği ilginin memnuniyet verici olduğu kaydedildi. Armutlu Toplum Sağlığı Merkezi yetkilileri, bu tür eğitim ve tarama faaliyetlerinin düzenli aralıklarla sürdürüleceğini belirterek, kadınların sağlık hizmetlerine erişiminin artırılmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını vurguladı. Yalova İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmaların, sadece tedaviye değil koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine de odaklandığı ifade edildi. Bu kapsamda gerçekleştirilen serviks kanseri farkındalık eğitimi ve tarama programının, toplum genelinde bilinç düzeyini artırarak kadın sağlığının korunmasına önemli katkı sağlaması hedefleniyor.

Eczanede İlacını Bulamayana Yeni Hat: TİTCK “444 4 680” Çağrı Merkezi Devrede! Haber

Eczanede İlacını Bulamayana Yeni Hat: TİTCK “444 4 680” Çağrı Merkezi Devrede!

TİTCK, ilaç tedarikinde yaşanabilecek aksamaları daha hızlı izlemek için çağrı merkezini aktif etti; vatandaş “ilacımı bulamıyorum” dediğinde hem yönlendirme yapılacak hem de tedarik süreci için alarm verilecek. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), eczanelerde bulunamayan ilaçlarla ilgili şikâyet ve geri bildirimleri tek merkezden toplamak için yeni bir adım attı. Kurum, ilaca erişimde yaşanabilecek sorunların erken tespit edilmesi ve vatandaşın mağduriyetinin azaltılması amacıyla 444 4 680 numaralı çağrı merkezini devreye aldığını duyurdu. TİTCK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, uygulamanın temel hedefinin “tedarik zincirindeki olası kopmaları daha büyümeden görmek” olduğunu vurguladı. Ayar’a göre ilaca erişim sorunu yalnızca Türkiye’ye özgü değil; dünyada da dönem dönem ham madde teminindeki sıkıntılar, üretim planlaması ve bölgesel dağıtım dengesizlikleri nedeniyle benzer tablolar yaşanabiliyor. Dijital takip var, ama vatandaşın geri bildirimi kritik Türkiye’de ilaçların uzun süredir dijital sistemlerle izlendiğini hatırlatan Ayar, stok düzeyleri kritik seviyeye gelmeden önce alarm mekanizmalarının devreye girdiğini ifade etti. Ancak bazı dönemlerde tüketim artışı, dağıtımın bölgelere göre değişmesi veya üretim kaynaklı gecikmelerin, “eczane rafında” daha görünür hâle gelebildiğine dikkat çekti. Ayar, Türkiye’nin yaklaşık 8 bin 500 ilacı devlet desteğiyle vatandaşlara sunduğunu belirterek bu havuzun içinde eşdeğeri olmayan ilaç sayısının yaklaşık 150 civarında olduğuna işaret etti. Tedarik daralması yaşandığında, özellikle bu gruptaki ilaçlar için kurumun daha hızlı ve özel müdahale mekanizmaları çalıştırdığı kaydedildi. Üreticiye “3 ay önceden bildir” kuralı Tedarik krizini oluşmadan yakalamak için geçen yıl yeni bir düzenlemeye gidildiğini aktaran Ayar, imalatçı firmaların tedarikle ilgili sorunları öngördükleri anda, en az 3 ay öncesinden TİTCK’ye bildirmesinin zorunlu hâle getirildiğini söyledi. Bu sayede ilaçlar “kritik yokluk” seviyesine inmeden alternatif çözümler üretilebiliyor. Peki vatandaş ne yapacak? TİTCK’ye göre sistemin en önemli ayağı, sahadaki gerçek durumun hızlı biçimde kuruma ulaşması. Ayar, 80 milyon kişinin e-posta ya da veri tabanları üzerinden tek tek bildirim yapmasının pratik olmadığını, bu nedenle çağrı merkezinin süreci daha “proaktif” yönetmek için devreye alındığını anlattı. Buna göre vatandaş, bir eczanede ilacını bulamadığında 444 4 680 hattını arayarak durumu bildirebilecek. Hatta yanıt veren eğitimli iletişim uzmanları, arayan kişiye ilacın en yakın nerede bulunabileceğine dair yönlendirme sağlayacak. Daha da önemlisi, gelen bildirimler kurumun tedarikten sorumlu birimlerine “saha sinyali” olarak iletilerek, sorunun kaynağına göre çözüm adımlarının hızlandırılması hedefleniyor. “Akılcı ilaç kullanımı” vurgusu Ayar ayrıca ilaç tedarikinin sürdürülebilirliği açısından akılcı ilaç kullanımının önemine değindi. Vatandaşların ilaçlarını hekim reçetesiyle temin etmesinin ve gereksiz stoklamaya yönelmemesinin, israfı önleyerek üretim-planlama dengesine katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni uygulama, “eczanelerde bulunamayan ilaç” şikâyetlerinin tek kanalda toplanmasıyla, tedarikteki olası dalgalanmaların daha erken fark edilmesini amaçlıyor. Vatandaşın bir telefonla yaptığı bildirim, kimi zaman sadece bir yönlendirme değil; zincirin tamamında harekete geçirecek bir uyarı mekanizmasına dönüşebilir.

Altınova Devlet Hastanesi’nden Serviks Kanseri İçin Tarama Çağrısı! Haber

Altınova Devlet Hastanesi’nden Serviks Kanseri İçin Tarama Çağrısı!

Altınova Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Melisa Çetin Doğan, Ocak Ayı Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı bilgilendirmede, serviks kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti. Dr. Doğan, bu nedenle şikâyet oluşmasını beklemeden düzenli tarama yaptırmanın hayati önem taşıdığını vurguladı. Serviks kanserinin en önemli nedenlerinden birinin HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonu olduğunu belirten Doğan, hastalığın erken tanıyla önlenebilir ve tedavi edilebilir olduğunu söyledi. İleri dönemlerde ise ilişki sırasında/sonrasında kanama, adet dışı lekelenme, pelvik ağrı, menopoz sonrası kanama ve kötü kokulu akıntı gibi belirtilerin görülebileceğini, bu şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini ifade etti. Dr. Doğan, Sağlık Bakanlığı’nın Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi ile taranmasının kritik olduğunu hatırlattı. Tarama testlerinin Aile Sağlığı Merkezleri, KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezi ve mobil kanser tarama araçlarında ücretsiz yapıldığını aktardı. HPV testinin muayene sırasında rahim ağzından alınan küçük bir sürüntü örneğiyle yapıldığını belirten Doğan, işlemin kısa sürdüğünü, genellikle ağrısız olduğunu ve anestezi gerektirmediğini dile getirdi. Dr. Doğan, kadınların bilgi ve yönlendirme için aile hekimi veya kadın doğum uzmanlarına başvurabileceğini belirterek “Erken tanı hayat kurtarır” mesajını yineledi.

Yalova’daki GETAT Kliniği 30 Bin Hastaya Hizmet Verdi! Haber

Yalova’daki GETAT Kliniği 30 Bin Hastaya Hizmet Verdi!

Sağlık Bakanlığı’nın modern tıbbı destekleyici uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla 2023 yılında Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmete açtığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Kliniği, kısa sürede bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri haline geldi. Klinik, açıldığı günden bu yana yaklaşık 30 bin kişiye tedavi hizmeti sundu. Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan 84 GETAT merkezinden biri olan Yalova’daki klinik; yalnızca Yalova’dan değil, İstanbul, Bursa ve Kocaeli başta olmak üzere çevre illerden gelen hastalara da hizmet veriyor. GETAT Kliniği, hem bilimsel temellere dayanan uygulamaları hem de uzman hekim kadrosuyla yoğun ilgi görüyor. Birçok GETAT Yöntemi Aynı Merkezde Uygulanıyor Kliniğe başvuran hastalara; akupunktur, apiterapi, ozon tedavisi, hipnoterapi, kupa terapisi (hacamat), sülük uygulamaları ve PRP gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemleri uygulanıyor. Tedaviler, alanında yetkin hekimler tarafından, modern tıbbın imkânlarıyla birlikte planlanıyor. GETAT Kliniği’nde görev yapan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Fatma Başak Demir, hastaların öncelikle ayrıntılı bir muayeneden geçirildiğini belirterek, gerekli görüldüğü durumlarda kan tahlili, röntgen ve MR gibi tetkiklerin de yapıldığını ifade etti. Demir, ilgili branşlarla konsültasyon sağlandıktan sonra hastaya en uygun tedavi yönteminin belirlendiğini vurguladı. Yoğun Talep ve Yüksek Hasta Memnuniyeti Klinikteki hasta memnuniyetinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Demir, GETAT uygulamalarına yönelik talebin her geçen gün arttığını belirtti. Demir, tedavilerin bilimsel veriler ışığında ve yetkin sağlık personeli tarafından uygulanmasının, hem güvenliği hem de etkinliği artırdığını kaydetti. GETAT Kliniği uzmanlarından Özgür Aydın ise elektro akupunktur alanında önemli çalışmalara imza attıklarını ve bu alandaki başarılarının Sağlık Bakanlığı tarafından da ödülle takdir edildiğini ifade etti. Hastalardan Olumlu Geri Bildirimler Kliniğe başvuran hastalar da aldıkları hizmetten memnun olduklarını dile getirdi. Diz ve eklem ağrıları nedeniyle tedavi gören bazı hastalar, uygulanan PRP ve sülük tedavileri sonrasında ağrılarında belirgin azalma yaşadıklarını ifade ederken; huzursuz bacak sendromu, boyun ağrısı ve kireçlenme şikâyetiyle başvuran hastalar ise uyku kalitelerinin arttığını ve günlük yaşamda daha aktif hale geldiklerini belirtti. GETAT Kliniği’ni tercih etmelerindeki en önemli nedenin devlet hastanesi güvencesi ve uzman hekim kadrosu olduğunu vurgulayan hastalar, tedavi sürecinde gösterilen ilgi ve düzenli çalışma ortamından da memnuniyet duyduklarını aktardı. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT Kliniği, modern tıp ile geleneksel ve tamamlayıcı tedavi yöntemlerini bir araya getirerek, bölge halkına güvenli ve bütüncül sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.

BAĞ-KUR Borçlusu Esnafa Müjde: Sağlık Hizmeti Hakkı 2026 Sonuna Kadar Devam! Haber

BAĞ-KUR Borçlusu Esnafa Müjde: Sağlık Hizmeti Hakkı 2026 Sonuna Kadar Devam!

Cumhurbaşkanlığı kararıyla prim borcu nedeniyle sağlık provizyonu riske giren esnaf ve bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleri, 31 Aralık 2026’ya kadar devlet hastaneleri ve devlet üniversitesi hastanelerinden hizmet almayı sürdürebilecek. Yalova Bakkallar, Büfeciler ve Tekel Bayileri Esnaf Odası Başkanı Sertan Şenol, BAĞ-KUR prim borcu bulunan esnafın sağlık hizmetlerinden yararlanmasına ilişkin sürenin uzatıldığını duyurdu. Şenol, düzenlemenin borç nedeniyle sağlık hizmeti alamama endişesi yaşayan esnaf ve aileleri için önemli bir rahatlama sağlayacağını vurguladı. Başkan Şenol’un aktardığı bilgiye göre, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun (TESK) girişimleri neticesinde hayata geçirilen uygulama Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Şenol, esnafın yakından takip ettiği düzenlemenin, prim borcu bulunanların sağlık hizmetine erişimini yıl sonuna kadar güvence altına aldığını ifade etti. Şenol açıklamasında, “07 Ocak 2026 tarihli ve 33130 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 10812 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile BAĞ-KUR prim borcu bulunan esnafımız ve bu esnafımızın bakmakla yükümlü olduğu kişiler, herhangi bir mağduriyet yaşamadan sağlık hizmeti almaya devam edebilecekler” dedi. Düzenlemenin kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şenol, uygulamanın 31 Aralık 2026 tarihine kadar geçerli olacağını belirterek, bu süre boyunca borçlu esnafın Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık tesisleri ile devlet üniversitesi hastanelerindeki hizmetlerden faydalanmayı sürdürebileceğini söyledi. Şenol, kararın özellikle ekonomik dalgalanmaların hissedildiği bir dönemde esnafın ve ailelerinin sağlık hizmetinden mahrum kalmasının önüne geçeceğini dile getirdi. Başkan Şenol, “Alınan bu karar doğrultusunda, prim borcu olan üyelerimiz yıl sonuna kadar kamu sağlık kuruluşlarından yararlanabilecek. Esnafımızın ve ailelerinin sağlık hizmetinden mahrum kalmaması adına atılan bu adımı memnuniyetle karşılıyoruz. Kararın tüm esnaf camiamıza hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Öte yandan Şenol, esnafın herhangi bir aksaklık yaşamaması için provizyon durumunu düzenli olarak kontrol etmesinin önemine işaret etti. Sağlık hizmeti alımı sırasında sistemde yaşanabilecek olası teknik sorunlar ya da güncellemeler nedeniyle vatandaşların zaman zaman tereddüt yaşayabildiğini hatırlatan Şenol, üyelerin SGK kanalları ve e-Devlet üzerinden güncel durumlarını takip etmelerinin faydalı olacağını kaydetti. Yalova’daki esnaf ve sanatkârların uzun süredir dile getirdiği “sağlık hizmetine kesintisiz erişim” beklentisinin bu kararla karşılık bulduğunu belirten Şenol, odanın da üyelerini bilgilendirmeye devam edeceğini söyledi. Kararın, yalnızca esnafın değil, bakmakla yükümlü olunan aile bireylerinin de sağlık hizmetlerine erişimini sürdürmesi açısından kritik olduğunun altını çizdi. Uygulamayla birlikte, prim borcu bulunan BAĞ-KUR’lu esnafın kamu hastanelerinden hizmet alabilmesi 2026 yılının son gününe kadar devam edecek. Şenol, bu sürecin esnaf açısından bir “nefes alma” imkânı sunduğunu belirterek, sağlık hizmetine erişimin kesintiye uğramamasının toplumsal açıdan da önemli bir kazanım olduğunu sözlerine ekledi.

Gazze’de Bir Duvar Devrildi, Bir Kış Daha Kâbusa Döndü! Haber

Gazze’de Bir Duvar Devrildi, Bir Kış Daha Kâbusa Döndü!

Gazze’de etkisini artıran kış fırtınası, zaten yıkımın gölgesinde hayata tutunmaya çalışan yerinden edilmiş Filistinlileri bir kez daha vurdu. Derme çatma çadırların kurulu olduğu kamplarda şiddetli rüzgâr, bazı bölgelerde duvarları devirdi; çöken beton ve moloz, çadırların üzerine yığıldı. İlk belirlemelere göre biri çocuk olmak üzere 4 kişi yaşamını yitirirken, çok sayıda kişi de yaralandı. Kamp alanında “bir anda” her şey değişti Sahil hattına yakın bir kampta yaşanan olay, fırtınanın ne kadar yıkıcı olabileceğini gözler önüne serdi. Yaklaşık 8 metre yüksekliğindeki bir duvar, rüzgârın etkisiyle devrilerek doğrudan çadırların üzerine çöktü. Aynı aileden 72 yaşındaki Muhammed Hamuda’nın, 15 yaşındaki torununun ve gelininin hayatını kaybettiği bildirildi. En az 5 kişinin de yaralandığı olayda, çevredeki diğer çadırların da hasar gördüğü aktarıldı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, “birkaç saniye içinde” her şey tersine döndü; yardım çağrıları, fırtınanın uğultusuna karıştı. Gazze Şehri’ndeki Şifa Hastanesi yetkilileri de fırtına kurbanlarının cansız bedenlerinin hastaneye ulaştırıldığını doğruladı. Hastane kaynakları, yaralıların bir kısmının da enkaz altından çıkarıldıktan sonra acil servise getirildiğini ifade etti. Soğuk, bir bebeği daha hayattan kopardı Felaketin bilançosu yalnızca çöken duvarlarla sınırlı kalmadı. Gazze Sağlık Bakanlığı, bir yaşındaki erkek bebeğin “aşırı soğuk” nedeniyle yaşamını yitirdiğini duyurdu. Çadır ve benzeri geçici barınaklarda ısıtma imkânlarının sınırlı olması, özellikle bebekler ve çocuklar için kışı daha da ölümcül hale getiriyor. Bölgede geceleri düşen sıcaklıklar, nem ve rüzgârla birleşince hissedilen soğuk daha da artıyor. Ateşkes var, güvenlik ve barınma yok Ekim ayından bu yana yürürlükte olduğu belirtilen ateşkese rağmen, yardım kuruluşları Gazze genelinde kış şartlarına dayanıklı barınma imkânlarının yetersizliği konusunda uyarılarını sürdürüyor. İsrail bombardımanları sonucu evleri yıkılan 2 milyondan fazla Gazzeli, savaşın başlangıcından bu yana üçüncü kışını çadır benzeri, dayanıksız yapılarda karşılıyor. Yağmur sularının çadırların içine dolduğu, rüzgârın direkleri devirdiği, brandaların yırtıldığı ve zeminin çamura döndüğü kamplar, fırtınalarda adeta “açık hedef” haline geliyor. UNICEF: “Ateşkes döneminde bile çocuk ölümleri sürdü” Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, ateşkes dönemine ilişkin dikkat çeken veriler paylaştı. Elder, çatışmaların yavaşlamasına rağmen tamamen durmadığını belirterek, ateşkesin başlangıcından bu yana drone saldırıları, hava bombardımanları ve tank atışları sonucu 18 yaş altı en az 100 çocuğun öldüğünü söyledi. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 440’tan fazla kişinin cenazesi hastanelere getirildi. Yardım var ama “kalıcı” çözüm yok BM ve insani yardım ortakları bölgede çadır, battaniye ve kışlık kıyafet dağıtımını sürdürse de, kış aylarında ihtiyaç duyulan daha sağlam ve uzun süre kullanılabilecek geçici konut malzemelerinin Gazze’ye girişine izin verilmediği ifade ediliyor. Yardım çalışanları, barınma krizinin yalnızca “acil ihtiyaç” değil, aynı zamanda fırtına ve soğuk dalgalarıyla can kayıplarına dönüşen bir güvenlik sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Gazze’de fırtınanın dinmesi, tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. Çünkü rüzgârın sürüklediği her branda, çamura saplanan her çadır direği ve ısınamayan her çocuk; kışın burada yalnızca mevsim değil, hayatta kalma sınavı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Marmara Depremi İçin Yalova’da Kritik İnceleme! Haber

Marmara Depremi İçin Yalova’da Kritik İnceleme!

Olası Marmara depremine yönelik hazırlıklar kapsamında Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen “destek hastane” planı çerçevesinde inceleme ve değerlendirme ziyaretine ev sahipliği yaptı. Hastanenin afet anında sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürebilme kapasitesi, farklı kurumlardan gelen uzman ekipler tarafından yerinde incelendi. Edinilen bilgilere göre, değerlendirme çalışmaları Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Bilkent Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı inceleme ekibi ile Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi ekibinin katılımıyla gerçekleştirildi. Ziyaretin ana amacı; Marmara Bölgesi’nde beklenen olası büyük bir depremde Yalova’daki sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak adına hastanenin mevcut hazırlık düzeyini ölçmek, olası eksikleri tespit etmek ve iyileştirme alanlarını belirlemek oldu. İnceleme programında, hastanenin afet planları, lojistik hazırlıkları, personel organizasyonu, triyaj ve acil müdahale düzeni, yatak kapasitesi yönetimi ve sevk zinciri gibi kritik başlıklar ele alındı. Ekiplerin, özellikle deprem anında hasta yoğunluğunun artması ihtimaline karşı acil servis işleyişi, kritik birimlerin koordinasyonu ve alternatif hizmet alanlarının kullanılabilirliğini değerlendirdiği öğrenildi. Afet senaryoları üzerinden hazırlık kapasitesi kontrol edildi Çalışmalar kapsamında, olası deprem senaryolarında devreye girmesi planlanan süreçler de gözden geçirildi. Afet anında hastane içi ve dışı koordinasyonun nasıl yönetileceği, haberleşme ve görev dağılımı başta olmak üzere birçok operasyonel ayrıntının masaya yatırıldığı belirtildi. Ayrıca destek hastane planı doğrultusunda, başka illerden gelecek sağlık ekipleriyle birlikte çalışma düzeni ve kurumlar arası iş birliği süreçlerinin de değerlendirildiği kaydedildi. Hastane yönetiminin, inceleme ekibine kurumun mevcut hazırlıklarını aktararak olası afet durumlarında hizmetin aksamaması için yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdiği ifade edildi. Değerlendirme sonucunda, güçlü yönlerin yanı sıra geliştirilmesi gereken alanlara ilişkin önerilerin de iletildiği öğrenildi. “Amaç kesintisiz ve etkin sağlık hizmeti” Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin afet hazırlıklarına ilişkin yapılan bilgilendirmede, temel hedefin olası bir deprem veya afet durumunda sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve etkin şekilde sunulması olduğu vurgulandı. Bu çerçevede kurumsal hazırlıkların güçlendirilmesi, personelin afet süreçlerine uyumunun artırılması ve müdahale kapasitesinin düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Yetkililer, afet hazırlıklarının tek seferlik bir süreç olmadığına işaret ederek, benzer değerlendirme ve iyileştirme çalışmalarının belirli periyotlarla sürdürülmesinin planlandığını belirtti. Marmara depremi riskine karşı, sağlık kurumlarının “hazır ve koordineli” olmasının hayati önem taşıdığına vurgu yapıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.