Hava Durumu

#New York

Söylemci - New York haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, New York haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü” Haber

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü”

ABD’de reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve seks ticareti suçlamalarıyla yargılanırken 2019’da New York’ta federal cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein hakkındaki tartışmalar, Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) yeni belge yayımları sonrası yeniden alevlendi. DOJ, Epstein Files Transparency Act kapsamında 3 milyonun üzerinde ek sayfayı kamuya açtığını; ayrıca binlerce video ve yüz binlerce görselin de bu paket içinde yer aldığını duyurdu. “İntihar mı, cinayet mi?” sorusu yeniden masada Yayımlanan belgelerde öne çıkan başlıklardan biri, Epstein’in kardeşi Mark Epstein’in Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) ilettiği iddialar oldu. Dosyalara yansıyan bilgiye göre Mark Epstein, kardeşinin cezaevinde öldürüldüğünü düşündüğünü ve bunun “isim vermeye hazırlanmasıyla” bağlantılı olabileceğini ileri sürüyor. Belgelere geçen ihbarda Mark Epstein’in, iddiasını daha da ileri taşıyarak bu ölümün Donald Trump tarafından “yetkilendirildiği” kanaatini dile getirdiği aktarılıyor. Bu bölüm, özellikle kamuoyunda “dosyalar kimi işaret ediyor?” sorusunu yeniden büyütürken, uzmanlar ve resmi makamların değerlendirmelerinde iddiaların kanıtlandığına dair bir bulgu bulunmadığı vurgulanıyor. DOJ: “Trump’a yönelik iddialar temelsiz” DOJ cephesi ise yayımlara eşlik eden açıklamalarında, dosyaların bir kısmında Trump’a yönelik “gerçek dışı ve sansasyonel” ifadelerin yer aldığını, bunların doğrulanmadığını ve içeriklerin güvenilir kabul edilemeyeceğini belirtiyor. Trump da geçmişte Epstein’le bağlantısı olduğuna ilişkin iddiaları reddederken, ölümle ilişkilendirilen suçlamaları da kabul etmedi. Dosyalar neden şimdi gündemde? Süreç, tek bir yayımla sınırlı değil. ABD basınında yer alan bilgilere göre DOJ, Aralık 2025’te 11 bini aşkın dosyalık bir paketi kamuoyuna sunmuş; bu pakette de Mark Epstein’in FBI’a yaptığı bildirim dikkat çekmişti. Daha sonra Ocak 2026 sonunda yeni bir büyük yayımla milyonlarca sayfa daha erişime açıldı. Öte yandan Adalet Bakanlığı, mağdur gizliliğiyle ilgili endişeler nedeniyle yaklaşık 9.500 belgenin geçici olarak yayından kaldırıldığını ve ek düzeltme/redaksiyon çalışmalarının sürdüğünü de açıkladı. “Redaksiyonsuz erişim” adımı En güncel gelişmelerden biri de, DOJ’nin bazı redaksiyonsuz (karartılmamış) belgelere Kongre üyelerinin kontrollü şekilde erişebilmesine imkân tanıyacağını duyurması oldu. Bu adımın, hem şeffaflık çağrılarını hem de mağdur mahremiyeti tartışmalarını aynı anda artırdığı değerlendiriliyor. Epstein’in ölümüyle ilgili resmi kayıtlarda “intihar” sonucuna işaret edilirken, yeni dosyalarla birlikte kamuoyunda “soru işaretleri” tekrar büyüyor. Ancak şu aşamada, Mark Epstein’in Trump’u işaret eden sözleri de dahil olmak üzere, belgelere yansıyan birçok iddianın kanıtlanmış bir hüküm niteliği taşımadığı ve resmi makamların bu tür ifadeleri doğrulanmamış olarak sınıflandırdığı belirtiliyor.

Minneapolis’teki ölüm ülkeyi ayağa kaldırdı: Trump “çekilebiliriz” dedi! Haber

Minneapolis’teki ölüm ülkeyi ayağa kaldırdı: Trump “çekilebiliriz” dedi!

Göçmenlik ajanlarının 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti’yi vurmasının ardından, olayın nasıl yaşandığına dair çelişkili anlatımlar Washington ile Minnesota’yı karşı karşıya getirdi. Protestolar büyürken Trump yönetiminden “geri adım” sinyali geldi. ABD’de tansiyon, Minneapolis’te 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti’nin göçmenlik ajanları tarafından vurularak öldürülmesiyle yeniden yükseldi. Olayın ardından kentte başlayan gösteriler kısa sürede ülke geneline yayılırken, ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada “her şeyin incelendiğini” söyledi ve federal ajanların ilerleyen süreçte şehirden çekilebileceğini ima etti. Trump’ın Wall Street Journal’a verdiği demeçte net bir takvim paylaşmaması dikkat çekti. Başkan, kendisine iki kez “ajanların doğru davranıp davranmadığı” sorulduğunda ise, “Bakıyoruz, her şeyi inceliyoruz ve bir sonuca varacağız” ifadeleriyle yanıt verdi. Trump ayrıca, “Hiçbir ateş etmeyi sevmem” derken, protestoya “tam dolu ve iki şarjörlü güçlü bir silahla” gidilmesini doğru bulmadığını söyledi. Silah mı telefon mu? Anlatımlar çarpışıyor Olayın merkezinde, Pretti’nin vurulduğu anda elinde ne olduğu sorusu yer alıyor. Trump yönetimi, ateş açan ajanı savunurken, İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem Pretti’nin “silahını gösterdiği” gerekçesiyle vurulduğunu öne sürdü. Federal kurumlar da ajanların Pretti’nin silahlı olduğu ve kendilerini savunmak için ateş ettikleri yönünde açıklama yaptı. Yerel yetkililer ise bu anlatımı reddediyor. Minnesota tarafı, silahın yasal kayıtlı olduğunu, ancak Pretti’nin vurulmasının silahın kendisinden alınmasının ardından gerçekleştiğini savunuyor. Görgü tanıkları, bazı yerel yetkililer ve Pretti’nin ailesi de, olay sırasında hemşirenin elinde silah değil telefon bulunduğunu iddia ediyor. Aile, Pretti’nin gizli taşıma iznine sahip bir tabancası olduğunu doğrulasa da, onu silahla dolaşırken hiç görmediklerini belirtiyor. “Eyalet görevlileri içeri alınmadı” iddiası Minneapolis Emniyet Müdürü Brian O’Hara, BBC’ye yaptığı açıklamada, eyalet görevlilerinin arama izni bulunmasına rağmen federal ajanlar tarafından olay yerine girişlerinin engellendiğini öne sürdü. O’Hara, yıllardır süren yerel-federal iş birliğinin bu olayla birlikte zora girdiğini söyledi. Öte yandan ABD Sınır Devriyesi Komutanı Greg Bovino, olay sırasında ICE ajanlarının “hedefli” bir operasyon kapsamında Jose Huerta Chuma adlı kişiyi aradığını ve suç geçmişinde aile içi şiddet gibi kayıtlar bulunduğunu ileri sürdü. Minnesota Ceza İnfaz Dairesi (DOC) ise bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişinin DOC gözetiminde hiç bulunmadığını ve kamu kayıtlarında yalnızca 10 yılı aşkın süre önceki trafik ihlallerinin yer aldığını açıkladı. Kapsamlı soruşturma baskısı büyüyor Olay, yalnızca sokakta değil siyasette de kırılma yarattı. Trump yönetimi, bazı Cumhuriyetçilerin de katıldığı şekilde geniş soruşturma çağrılarıyla karşı karşıya kaldı. Oklahoma Valisi Kevin Stitt, seçmenlerin “Amerikalıların vurulduğunu izlediğini” söyleyerek federal taktikler ve hesap verebilirlik konusundaki endişeleri dile getirdi. Senatör Bill Cassidy de soruşturmanın hem federal hem eyalet yetkililerini içermesi gerektiğini vurguladı. Temsilciler Meclisi üyesi James Comer, Trump’ın göçmenlik ajanlarını Minneapolis’ten çekip başka bölgelere kaydırmayı değerlendirmesi gerektiğini savundu. Demokratlar ise hükümetin finansman paketinde İç Güvenlik Bakanlığı’na kaynak ayrılması halinde bunu engelleyebileceklerini belirtirken, bu tablo ABD’de yeni bir federal hükümet kapanması riskini gündeme taşıdı. Protestolar ülkeye yayıldı Minneapolis’te hafta sonu boyunca Pretti için anma etkinlikleri düzenlendi. Gösterilerde “ICE dışarı” sloganları öne çıkarken eylemler New York, Chicago, Los Angeles ve San Francisco gibi kentlere de yayıldı. Minnesota Valisi Tim Walz, ülkenin “kritik bir dönemeçten” geçtiğini söyleyerek, “Bir Amerikan vatandaşının karalanmasına ve gözümüzün gördüğüne inanmamamızın istenmesine sessiz kalamayız” mesajı verdi. Minnesota merkezli 60’tan fazla büyük şirketin yöneticileri de gerilimin düşürülmesi ve yerel-federal yetkililerin birlikte çözüm üretmesi çağrısında bulundu. Tartışmanın nereye evrileceği merak edilirken, Trump’ın “çekilme” iması Washington’da da yeni bir hesaplaşmanın kapısını araladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.