Hava Durumu

#Jeffrey Epstein

Söylemci - Jeffrey Epstein haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeffrey Epstein haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Epstein Dosyası Patladı: Prens Andrew Gözaltına Alındı! Haber

Epstein Dosyası Patladı: Prens Andrew Gözaltına Alındı!

İngiltere’de Jeffrey Epstein’la bağlantılı yeni belge ve iddialar tartışılmaya devam ederken, soruşturma kraliyet ailesine uzandı. İngiliz basınında yer alan bilgilere göre, Kral III. Charles’ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor, Epstein dosyaları kapsamında yürütülen inceleme çerçevesinde “kamu görevinde uygunsuzluk” şüphesiyle gözaltına alındı. İddialara göre, Sandringham arazisi içindeki Wood Farm çevresinde perşembe sabahı kimliksiz araçların bulunduğu ve sivil kıyafetli görevlilerin bölgede çalışma yaptığı aktarıldı. Operasyonun ardından Andrew Mountbatten-Windsor’un emniyet birimlerince gözaltına alındığı belirtildi. Soruşturmayı yürüten Thames Valley Polisi, kamuoyuna yansıyan yeni belgelerdeki iddiaları değerlendirdiklerini ve inceleme sonucunda resmi soruşturma başlattıklarını duyurdu. Açıklamada, Norfolk bölgesinden 60’lı yaşlarında bir kişinin gözaltına alındığı, ayrıca Berkshire ve Norfolk’ta bazı adreslerde arama yapıldığı bilgisi paylaşıldı. Dosyada, Andrew Mountbatten-Windsor’un geçmişte kamu görevi yürüttüğü döneme ilişkin bazı resmî/özel nitelikli belgeleri Epstein’a ilettiği iddialarının yer aldığı öne sürülüyor. Mountbatten-Windsor ise Epstein’la ilişkisine dair önceki açıklamalarında herhangi bir suç unsuru bulunmadığını savunmuş, yalnızca bu yakınlıktan dolayı pişmanlık duyduğunu ifade etmişti. Soruşturmanın kapsamı ve gözaltı sürecine ilişkin ayrıntıların, yetkili makamların yapacağı açıklamalarla netleşmesi bekleniyor.

Epstein Dosyasında Dr. Öz Sürprizi! Haber

Epstein Dosyasında Dr. Öz Sürprizi!

ABD’de kamuoyunu sarsan Jeffrey Epstein dosyaları yayımlanmaya devam ederken, belgeler arasında bu kez Dr. Mehmet Öz’ün adının geçtiği bir yazışma gündeme geldi. Reuters’ın haberine göre Trump yönetiminde ABD Sağlık Sigortası Merkezi (CMS) Başkanı olan Öz’ün, 2016 yılında Epstein’e “Sevgililer Günü” temalı bir parti için dijital davet bağlantısı içeren e-posta gönderdiği görülüyor. E-postanın tarihi ve dikkat çeken zamanlama Dosyaya yansıyan kayıtlara göre söz konusu e-posta 1 Şubat 2016 tarihli ve konu başlığında “Mehmet ve Liza Öz’ün Sevgililer Günü Kutlaması” ifadesi yer alıyor. Haberde, davetin Epstein’e yönelik ilk ciddi suçlamaların 2006’da kamuoyuna yansımasından yaklaşık 10 yıl sonra gönderilmesine de dikkat çekiliyor. “Suçlama yöneltilmedi” vurgusu Reuters, belgelerde adının geçmesine rağmen Mehmet Öz’ün Epstein skandalıyla bağlantılı herhangi bir yasa dışı faaliyetten suçlanmadığını özellikle vurguluyor. Öte yandan ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’nın (HHS) konuyla ilgili yorum talebine yanıt vermediği aktarılıyor. Dosyada başka kayıtlar da var Belgelerde Öz’ün adının geçtiği başka başlıkların da bulunduğu, ancak bazı içeriklerin karartıldığı belirtiliyor. Reuters’ın aktardığı örnekler arasında: 1 Ocak 2016 tarihli “Dr Öz” başlıklı bir e-posta, İçeriği tamamen karartılmış bir mesaj, 2012 tarihli olduğu belirtilen bir davet listesi yer alıyor. Ayrıca dosyalarda, Dean Ornish tarafından 2014’te düzenlenen ve Öz’ün konuşmacı olduğu bir etkinliğe Epstein’in davet edildiği; ancak Epstein’in etkinliğe katılamadığı bilgisinin geçtiği ifade ediliyor. Neden şimdi gündem oldu? ABD Adalet Bakanlığı, Epstein Files Transparency Act kapsamında arşivdeki belgeleri aşamalı biçimde yayımladığını duyurmuştu. Bakanlık açıklamasına göre toplamda milyonlarca sayfayı bulan materyal kamuoyuna açıldı.

Epstein Tel Aviv’de Mi? Haber

Epstein Tel Aviv’de Mi?

Sosyal medya platformu X’te kısa sürede viral olan bir paylaşım, Jeffrey Epstein’in Tel Aviv’de görüldüğü iddiasını yeniden alevlendirdi. Paylaşılan görüntüler, binlerce kullanıcı tarafından alıntılanıp hızla yayılırken, “Epstein hayatta mı?” sorusu tekrar gündemin üst sıralarına taşındı. Ancak iddiaların merkezindeki fotoğraflara ilişkin yapılan kontroller, tartışmaya net bir yanıt verdi: Görseller gerçek değil, yapay zekâ ürünü. “Detay” diye görülen şey, iz bıraktı Paylaşılan fotoğraflarda dikkat çeken ilk unsur, görüntünün sağ alt köşesinde yer aldığı belirtilen Google Gemini işaretleri oldu. Doğrulama incelemelerinde, görselin tam boyutlu hâlinde Gemini filigranının görülebildiği; ayrıca analizde “SynthID” adı verilen dijital filigran izine rastlandığı aktarıldı. Bu tür işaretler, içeriğin Google’ın üretken yapay zekâ araçlarıyla oluşturulduğuna dair güçlü bir gösterge olarak değerlendiriliyor. SynthID, yapay zekâ ile üretilen içeriklerin tespit edilebilmesi için geliştirilen bir “gizli filigran” sistemi olarak biliniyor. Amaç, özellikle sosyal medyada hızla yayılan sahte görsel ve videoların ayırt edilmesini kolaylaştırmak. Tartışmalar neden bu kadar hızlı büyüyor? Jeffrey Epstein, reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla yargılanırken, 10 Ağustos 2019’da New York’taki Metropolitan Correctional Center’da hücresinde ölü bulunmuştu. Resmî kayıtlarda ölüm nedeni intihar olarak yer alsa da, olayın ardından kamuoyunda uzun süre “ihmal” ve “güvenlik zafiyeti” tartışmaları dinmedi. Bu tartışmaları besleyen başlıklardan biri de kamera kayıtlarına ilişkin soru işaretleri oldu. CBS News’in daha önce gündeme taşıdığı haberlerde, Epstein’in ölümünün yaşandığı geceye ait görüntülerdeki “eksik bir dakika” detayı ve kayıtların nasıl değerlendirildiği kamuoyunda yeniden konuşulmuştu. Tam da bu nedenle, “Tel Aviv’de görüldü” gibi iddialar sosyal medyada çok daha kolay karşılık buluyor. Çünkü geçmişteki belirsizlikler, yeni paylaşımların gerçekliğini test etmeden inanmayı kolaylaştırabiliyor.

Epstein Krizi: Starmer Gitmiyor! Haber

Epstein Krizi: Starmer Gitmiyor!

Jeffrey Epstein’e ilişkin yayımlanan yeni belgeler, İngiltere siyasetinde dalga dalga büyüyen bir krize yol açtı. Tartışmaların hedefindeki isim ise Başbakan Keir Starmer oldu. Starmer, kendisine yöneltilen istifa çağrılarına sert bir dille karşı çıkarak görevini bırakmayacağını açıkladı. “Bu yetkiden vazgeçmeyeceğim” Starmer, Londra yakınlarındaki Hertfordshire’da bir topluluk merkezine yaptığı ziyaret sırasında konuştu. Son günlerde hükümetin ülkenin sorunlarına odaklanmak yerine “iç tartışmaların içine çekilmek istendiğini” savunan Starmer, “Bu ülkeyi değiştirmek için bana verilen yetkiden asla vazgeçmeyeceğim” mesajını verdi. Başbakan, “Uğruna mücadele etmekle görevlendirildiğim insanlardan vazgeçmeyeceğim ve sevdiğim ülkeden vazgeçmeyeceğim” sözleriyle, istifa çağrılarına kapıyı net biçimde kapattı. “Asıl mücadele rakiplerle olmalı” vurgusu Starmer, açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlıkta ise parti içi kavgalar yerine siyasi rakiplere odaklanılması gerektiğini vurguladı. Reform UK üzerinden örnek veren Starmer, “böl ve şikâyet et” siyaseti olarak tanımladığı çizgiye karşı mücadele çağrısı yaptı. Kişisel bir gönderme: Kardeşi Nick Starmer Konuşmasının bir bölümünde 2024’te hayatını kaybeden kardeşi Nick Starmer’ı da anan Başbakan, kardeşinin yetişkinlik hayatını yoksulluk sınırında bir işten diğerine geçerek sürdürdüğünü söyledi. Starmer, bu örnek üzerinden mevcut siyasi düzenin birçok insan için “işe yaramadığına” işaret ederek, değişim iddiasını yeniden öne çıkardı. Tartışmanın fitili: Mandelson ataması Krizin merkezinde, eski Lordlar Kamarası üyesi Peter Mandelson’ın Aralık 2024’te İngiltere’nin ABD Büyükelçisi olarak atanmasına onay verilmesi yer alıyor. Starmer’ın bu atamaya onay verdiği için eleştirilerin hedefi haline geldiği belirtiliyor. Yeni belgelerle birlikte Mandelson’ın Epstein ile yazışmalarında “devlete ait bazı bilgileri sızdırdığı” iddiaları gündeme taşındı. Yazışmalarda, ekonomik ve siyasi başlıklara dair dikkat çeken ifadelerin yer aldığı, ayrıca Epstein’in Mandelson ve çevresine yönelik bazı para transferleri yaptığı öne sürüldü. Üst düzey istifa geldi: McSweeney görevi bıraktı Tepkilerin büyümesiyle birlikte Starmer’ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney’in görevinden istifa ettiği bildirildi. McSweeney’in, Mandelson’ın büyükelçi atanma sürecinde baskı yaptığı gerekçesiyle eleştirildiği; güvenlik incelemesini kendisinin yürütmediğini ancak başbakana bu atamayı önermenin “tüm sorumluluğunu” üstlenmek istediğini söylediği aktarıldı. Mandelson da istifa etti İşçi Partisi’nin geçmiş seçim başarılarında önemli rol oynadığı belirtilen Mandelson’ın da gelişmelerin ardından geri çekildiği kaydedildi. Mandelson’ın 4 Şubat itibarıyla Lordlar Kamarası’ndan ayrılacağını açıkladığı, 8 Şubat’ta ise İşçi Partisi üyeliğinden istifa ettiği bildirildi.

Musk’tan Epstein bombası: “Dava açarlarsa ben öderim! Haber

Musk’tan Epstein bombası: “Dava açarlarsa ben öderim!

ABD’li milyarder iş insanı Elon Musk, Jeffrey Epstein dosyasıyla ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı. Musk, Epstein’e ilişkin “gerçeği açıkladığı için hakkında dava açılan” kişilerin savunma masraflarını karşılayacağını belirtti. Tartışma, Amerikan Futbol Ligi’nin (NFL) en büyük organizasyonu olan Super Bowl karşılaşmasının devre arasında yayımlanan bir reklamla yeniden alevlendi. Reklamda, Epstein mağdurlarının yer aldığı ve “gerçeğin” ortaya çıkarılması çağrısının yapıldığı aktarıldı. Aynı reklamda, Epstein’e ilişkin belgelerin tamamının kamuoyuyla paylaşılmamasına ve bazı isimlerin gizli tutulduğu iddialarına tepki gösterildi. Söz konusu reklamın sosyal medyada paylaşılmasının ardından, X platformundaki bir kullanıcı, Epstein mağdurlarının “gizlenen isimleri” açıklayabileceklerini öne sürdü. Paylaşımda ayrıca, dava edilmekten çekinen kişilerin Kongre’deki destekçileri aracılığıyla bu isimleri kamuoyuna duyurabileceği iddia edildi. Elon Musk ise bu paylaşıma yanıt vererek, “Bu konuda gerçeği açıklayan ve bu yüzden hakkında dava açılan herkesin savunma masraflarını karşılayacağım” ifadelerini kullandı. Musk’ın açıklaması kısa sürede geniş yankı bulurken, bazı kullanıcılar bunun ifade özgürlüğüne destek anlamı taşıdığını savundu; bazıları ise konunun hukuki ve siyasi boyutları nedeniyle daha fazla tartışma yaratacağını dile getirdi. Epstein dosyası neden gündemden düşmüyor? Jeffrey Epstein, reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti iddialarıyla yargılandığı süreçte, 10 Ağustos 2019’da New York’taki Manhattan Metropolitan Center Hapishanesi’ndeki hücresinde ölü bulunmuştu. Olay, yıllardır kamuoyunda tartışmalara ve komplo iddialarına konu olurken, ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile ABD Adalet Bakanlığı’nın incelemeleri sonucunda Epstein’in ölümünün intihar olduğu sonucuna varıldığı açıklanmıştı.

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü” Haber

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü”

ABD’de reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve seks ticareti suçlamalarıyla yargılanırken 2019’da New York’ta federal cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein hakkındaki tartışmalar, Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) yeni belge yayımları sonrası yeniden alevlendi. DOJ, Epstein Files Transparency Act kapsamında 3 milyonun üzerinde ek sayfayı kamuya açtığını; ayrıca binlerce video ve yüz binlerce görselin de bu paket içinde yer aldığını duyurdu. “İntihar mı, cinayet mi?” sorusu yeniden masada Yayımlanan belgelerde öne çıkan başlıklardan biri, Epstein’in kardeşi Mark Epstein’in Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) ilettiği iddialar oldu. Dosyalara yansıyan bilgiye göre Mark Epstein, kardeşinin cezaevinde öldürüldüğünü düşündüğünü ve bunun “isim vermeye hazırlanmasıyla” bağlantılı olabileceğini ileri sürüyor. Belgelere geçen ihbarda Mark Epstein’in, iddiasını daha da ileri taşıyarak bu ölümün Donald Trump tarafından “yetkilendirildiği” kanaatini dile getirdiği aktarılıyor. Bu bölüm, özellikle kamuoyunda “dosyalar kimi işaret ediyor?” sorusunu yeniden büyütürken, uzmanlar ve resmi makamların değerlendirmelerinde iddiaların kanıtlandığına dair bir bulgu bulunmadığı vurgulanıyor. DOJ: “Trump’a yönelik iddialar temelsiz” DOJ cephesi ise yayımlara eşlik eden açıklamalarında, dosyaların bir kısmında Trump’a yönelik “gerçek dışı ve sansasyonel” ifadelerin yer aldığını, bunların doğrulanmadığını ve içeriklerin güvenilir kabul edilemeyeceğini belirtiyor. Trump da geçmişte Epstein’le bağlantısı olduğuna ilişkin iddiaları reddederken, ölümle ilişkilendirilen suçlamaları da kabul etmedi. Dosyalar neden şimdi gündemde? Süreç, tek bir yayımla sınırlı değil. ABD basınında yer alan bilgilere göre DOJ, Aralık 2025’te 11 bini aşkın dosyalık bir paketi kamuoyuna sunmuş; bu pakette de Mark Epstein’in FBI’a yaptığı bildirim dikkat çekmişti. Daha sonra Ocak 2026 sonunda yeni bir büyük yayımla milyonlarca sayfa daha erişime açıldı. Öte yandan Adalet Bakanlığı, mağdur gizliliğiyle ilgili endişeler nedeniyle yaklaşık 9.500 belgenin geçici olarak yayından kaldırıldığını ve ek düzeltme/redaksiyon çalışmalarının sürdüğünü de açıkladı. “Redaksiyonsuz erişim” adımı En güncel gelişmelerden biri de, DOJ’nin bazı redaksiyonsuz (karartılmamış) belgelere Kongre üyelerinin kontrollü şekilde erişebilmesine imkân tanıyacağını duyurması oldu. Bu adımın, hem şeffaflık çağrılarını hem de mağdur mahremiyeti tartışmalarını aynı anda artırdığı değerlendiriliyor. Epstein’in ölümüyle ilgili resmi kayıtlarda “intihar” sonucuna işaret edilirken, yeni dosyalarla birlikte kamuoyunda “soru işaretleri” tekrar büyüyor. Ancak şu aşamada, Mark Epstein’in Trump’u işaret eden sözleri de dahil olmak üzere, belgelere yansıyan birçok iddianın kanıtlanmış bir hüküm niteliği taşımadığı ve resmi makamların bu tür ifadeleri doğrulanmamış olarak sınıflandırdığı belirtiliyor.

“Gizli Görüntü Detayı Ortaya Çıktı: Epstein’in Hücresine Kim Gitti?” Haber

“Gizli Görüntü Detayı Ortaya Çıktı: Epstein’in Hücresine Kim Gitti?”

ABD’de reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı suçlamalarıyla yargılanırken 2019 yılında New York’taki Metropolitan Correctional Center’da (MCC) ölü bulunan Jeffrey Epstein’e ilişkin dosya yeniden gündeme geldi. Amerikan medyasında yer alan yeni değerlendirmelerde, Epstein’in ölümünden bir gece önce kaydedilen güvenlik kamerası görüntülerinde “turuncu renkli” bir figürün, Epstein’in hücresinin bulunduğu izole kat yönüne ilerlediğinin tespit edildiği iddia edildi. İncelemelerde, 9 Ağustos 2019 gecesi saat 22.39 civarında kaydedilen görüntüde merdivenlerden yukarı çıkan turuncu bir nesne ya da kişinin seçildiği ileri sürüldü. Aynı görüntünün resmi kurumlar tarafından farklı şekillerde yorumlandığı belirtildi. Buna göre, FBI değerlendirmelerinde figürün “başka bir mahkûm olabileceği” ihtimali yer alırken, ABD Adalet Bakanlığı belgelerinde bunun “turuncu çarşaf veya yatak takımı taşıyan kimliği belirsiz bir görevli olabileceği” değerlendirmesine de dikkat çekildi. Personel ifadesinde doğrudan soru yer almadı Yayımlanan belgelere göre, olay gecesi nöbetçi olan cezaevi personeline söz konusu “turuncu figür” hakkında doğrudan bir soru yöneltilmediği öne sürüldü. Bu durum, Epstein’in ölümüne ilişkin yürütülen resmi soruşturmaların kapsamı ve delillerin değerlendirilme biçimine yönelik eleştirileri yeniden artırdı. Dosyada daha önce yer alan bulgulara göre, o gece görevli memurlardan birinin tuttuğu kayıtlarda mahkûm sayımına ilişkin tutarsızlıklar bulunduğu, kısa süre içinde bir kişilik eksik sayım yapıldığı iddiaları da kamuoyuna yansımıştı. Kamera sistemi ve güvenlik zafiyetleri tartışılıyor Epstein’in tutulduğu kata giden merdivenleri izleyen kameranın görüş açısının sınırlı olduğu, diğer bir kameranın ise o gece kayıt yapmadığı daha önce açıklanan unsurlar arasında bulunuyor. Bu teknik aksaklıklar, federal cezaevi güvenliği ve gözetim sistemlerine ilişkin zafiyet tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Resmi makamlar Epstein’in ölümünü “intihar” olarak kayda geçirmişti. Ancak kamuoyunda kuşkular sürerken, Epstein’in kardeşi Mark Epstein de uzun süredir ölümün “cinayet olabileceği” yönündeki şüphelerini dile getiriyor. Yeni görüntü analizleriyle birlikte dosyadaki soru işaretlerinin yeniden tartışma konusu olduğu değerlendiriliyor.

Epstein dosyalarından çıkan sürpriz mektup: Gülen’in avukatı Weingarten detayı ne anlatıyor? Haber

Epstein dosyalarından çıkan sürpriz mektup: Gülen’in avukatı Weingarten detayı ne anlatıyor?

ABD’de Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin milyonlarca sayfalık yeni belge kamuoyuna açılırken, dosyalarda Türkiye açısından dikkat çeken bir ayrıntı öne çıktı. Belgelerde, FETÖ’nün ABD’deki hukuki süreçlerinde adı geçen avukat Reid Weingarten’ın, Epstein’i de temsil ettiğine dair kayıtlar bulunduğu iddia edildi. Edinilen bilgilere göre Weingarten’ın, Epstein adına yürüttüğü savunma sürecinde resmî yazışmalar yaptığı ve Epstein dosyalarında bu yazışmaların yer aldığı belirtiliyor. 2016 sonrası iddia: “İade süreciyle ilgili temas” Haberde ayrıca, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası süreçte FETÖ’nün ABD’de yürüttüğü girişimlerde Epstein hattıyla temas kurulduğuna dair iddialar da yer aldı. İddiaya göre bazı yazışmalarda, örgüt mensuplarının Türkiye’ye iade edilmemesi ve ABD’de korunmaları yönünde talepler bulunuyor. Dosyalarda başka isimler de gündemde Belgelerde yalnızca bu başlık değil, uluslararası alanda gündem yaratan başka isimler de yer alıyor. Eski Norveç Başbakanı Thorbjørn Jagland, Bill Gates ve İngiltere’de Prens Andrew gibi isimlerin dosyalarda geçtiği iddiaları, tartışmaların büyümesine neden oldu. Özellikle İngiltere’de Buckingham Sarayı önünde yapılan protestolar, dosyaların yankısının sürdüğünü gösterdi. Epstein belgelerinin önümüzdeki günlerde yeni bölümlerinin de açıklanması beklenmektedir.

Epstein Dosyası: Türkiye İddiaları İçin Bakanlıklara Soru! Haber

Epstein Dosyası: Türkiye İddiaları İçin Bakanlıklara Soru!

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, kamuoyunda yeniden tartışma yaratan Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin iki ayrı soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sundu. Bekin, iddiaların “Türkiye bağlantısı” olduğu yönündeki tartışmaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayarak, hem çocukların korunması hem de olası temasların ortaya çıkarılması için kapsamlı yanıt talep etti. Önergelerden ilki, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı ilgilendiren başlıklara odaklandı. Bekin, dosyada yer aldığı ileri sürülen “Türkiye’den çocukların kaçırıldığı” iddialarının açıklığa kavuşturulmasını isterken; kayıp çocuk sayıları, bu çocuklara ulaşılma oranı ve korunmaya muhtaç çocukların bulunduğu alanlarda denetim yapılıp yapılmadığına dair detaylı sorular yöneltti. Bekin’in metninde, Jeffrey Epstein’in 10 Ağustos 2019’da New York’ta, Manhattan’daki bir federal gözaltı merkezinde ölü bulunduğu hatırlatıldı. Ayrıca, yıllar içinde ortaya çıkan belgelerin Epstein’in “küresel ölçekte” geniş bir çevreyle temaslarını gündeme taşıdığı; son dönemde ise ABD Adalet Bakanlığı tarafından “milyonlarca yeni belgenin” kamuoyuyla paylaşıldığı iddialarının tartışmayı büyüttüğü ifade edildi. Bu kapsamda, belgelerde Türkiye’ye dair izler bulunduğu yönündeki haber ve paylaşımların “acil ve şeffaf biçimde incelenmesi gerektiği” savunuldu. Kayıp çocuklar ve denetimler: “Ne kadar çocuk kayboldu, kaçı bulundu?” Bekin’in Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle yönelttiği soruların merkezinde şu başlıklar yer aldı: “Epstein davasının Türkiye bağlantıları bulunduğu” iddialarına yönelik bakanlıkça soruşturma başlatılıp başlatılmadığı 2020–2025 yılları arasında Türkiye’de kaç çocuğun kaybolduğu ve kaçına ulaşıldığı TÜİK Adli İstatistik verilerine atıfla gündeme gelen geçmiş dönem kayıp çocuk sayıları sonrası, ilgili yıllarda kaybolan çocukların akıbetine dair güncel tablo “Bu suç ağı nedeniyle mağdur olan çocuklar var mı?” sorusu ve varsa tespit süreci Okullar ve yetiştirme yurtları gibi alanlarda denetimlerin yapılıp yapılmadığı? Bekin, özellikle “çocukların korunmasına dönük erken uyarı ve izleme mekanizmaları”nın bu tür iddialarda hayati önem taşıdığını belirterek, iddialar doğru olsun ya da olmasın, kamuoyunun güvenini sağlayacak net bilgilerin paylaşılmasının kritik olduğunu dile getirdi. Sınır kayıtları, temaslar, bağışlar: “Türkiye’ye giriş-çıkış oldu mu?” İkinci önerge ise İçişleri Bakanlığı ve Bakan Ali Yerlikaya’ın yanıtlaması istemiyle hazırlandı. Bu önergede daha çok güvenlik, sınır hareketleri ve olası bağlantılar sorgulandı. Bekin, iddialara konu kişi ya da bağlantılı isimlerin Türkiye’ye giriş-çıkış yapıp yapmadığını, yaptıysa kimlerle veya hangi kurumlarla temas kurduklarının tespit edilip edilmediğini sordu. Önergede ayrıca şu başlıklara yanıt istendi: Epstein’in Türkiye’de herhangi bir siyasetçi, yönetici veya üst düzey kamu görevlisi ile iletişime geçip geçmediği Epstein’le ilişkilendirilen fonlar üzerinden Türkiye’de herhangi bir kuruma bağış yapılıp yapılmadığı ve varsa buna yönelik bir inceleme yürütülüp yürütülmediği “Ağ kurarak istihbarat topladığı” iddiaları bağlamında Türkiye’den herhangi bir bilgi sızıntısı olup olmadığı? Bekin’in önergeleri, “Türkiye ayağı” iddialarının yalnızca sosyal medya tartışmalarıyla sınırlı kalmaması; somut veriler, resmi kayıtlar ve denetim raporları üzerinden değerlendirilmesi gerektiği çağrısıyla Meclis gündemine taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.