Hava Durumu

#İstanbul Üniversitesi

Söylemci - İstanbul Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sorbonne’dan Beklenmedik Yanıt: “İptal” Başvurusu Oybirliğiyle Geri Çevrildi! Haber

Sorbonne’dan Beklenmedik Yanıt: “İptal” Başvurusu Oybirliğiyle Geri Çevrildi!

İstanbul Üniversitesi’nde yürütülen diploma incelemeleri kapsamında adı geçen isimlerden Prof. Dr. Naciye Aylin Ataay Saybaşılı hakkında Fransa’dan dikkat çeken bir gelişme geldi. Saybaşılı’nın Sorbonne Üniversitesi’nden aldığı doktora derecesinin iptali için yapılan başvurunun, üniversite tarafından reddedildiği bildirildi. Gelişme, Türkiye’deki diploma tartışmalarının yalnızca ulusal boyutta kalmadığını, uluslararası akademik kurumlara kadar uzanan bir sürece dönüştüğünü gösterirken; Sorbonne’un “ihlal yok” vurgusu, dosyada yeni bir eşik olarak yorumlandı. Sorbonne ne dedi? Haberlere yansıyan bilgilere göre Sorbonne Üniversitesi, yapılan başvuruyu değerlendirerek Saybaşılı’nın doktora programı sürecinde herhangi bir ihlal tespit edilmediğini ifade etti ve doktora derecesi ile diplomanın iptal edilmesi talebini oybirliğiyle reddetti. Bu karar, “Türkiye’deki tartışma Fransa’daki diplomayı da etkiler mi?” sorusunu gündeme taşıyan süreçte, en azından Sorbonne cephesinde şimdilik net bir yanıt anlamına geliyor. Türkiye’deki tartışmanın arka planı: “28 kişi” dosyası Saybaşılı’nın adı, İstanbul Üniversitesi’nde yürütülen değerlendirmelerde diploması iptal edilen kişiler arasında geçiyor. Daha önce kamuoyuna yansıyan haberlerde, Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 28 kişinin diploma kayıtlarıyla ilgili işlemlerden söz edilmiş; iptallerin “yokluk” ve “açık hata” gibi gerekçelerle değerlendirildiği aktarılmıştı. Süreçte dikkat çeken başlıklardan biri de, lisans düzeyindeki kararların ardından bazı isimlerin lisansüstü durumlarına ilişkin tartışmaların büyümesi oldu. İlgili haberlerde, diploma iptali tartışmasının lisans-yüksek lisans hattında ilerlediği ve bunun akademik/mesleki etkiler doğurduğu vurgulandı. Galatasaray Üniversitesi’nde ne oldu? Saybaşılı, uzun süre Galatasaray Üniversitesi’nde görev yapan bir akademisyen olarak anılırken, çeşitli kaynaklarda emeklilik/ayrılık sürecine ilişkin bilgiler de yer aldı. Daha önce basına yansıyan haberlerde, kendisinin emeklilik dilekçesi verdiği ve üniversite sayfalarında “kurumdan ayrıldı” benzeri ifadelerin görüldüğü aktarılmıştı. Bu gelişmeler, Sorbonne kararının ardından “Akademik kariyer açısından yeni bir sayfa mı açılıyor, yoksa tartışma başka başlıklara mı evrilecek?” sorusunu da beraberinde getirdi. Karar ne anlama geliyor, bundan sonra ne olabilir? Sorbonne’un ret kararı, doğrudan Türkiye’deki diploma tartışmalarını bitirmiyor; ancak Fransa’daki doktora derecesi bakımından “iptal” ihtimalini şimdilik kapatıyor. Öte yandan süreç; idari değerlendirmeler, olası itirazlar ve farklı kurumlar arasındaki yazışmalarla devam edebilecek çok katmanlı bir tabloya işaret ediyor. Kamuoyunun merak ettiği asıl nokta ise şu: Türkiye’deki işlemler ile uluslararası akademik geçerlilik alanı nasıl ayrışacak ya da hangi noktada kesişecek? Sorbonne’un “ihlal yok” gerekçesi, bu tartışmada şimdiden güçlü bir referans olarak kayda geçti.

Pehlivan’dan mahkemeye cezaevinden mesaj: “Tüm bunlar tesadüf değil”! Haber

Pehlivan’dan mahkemeye cezaevinden mesaj: “Tüm bunlar tesadüf değil”!

Tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “diploma davası” sürerken, dosyaya bu kez cezaevinden gelen bir metin damga vurdu. İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, duruşmaya katılamadığı için İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi’ne yazılı beyan sundu. Pehlivan, dilekçesini “hapishane hücresinden” kaleme aldığını aktarırken, dosyadaki zincirleme gelişmelere dikkat çekip, “Tüm bunlar tesadüf değil” ifadeleriyle mahkemeye seslendi. Pehlivan’ın beyanında öne çıkan ilk başlık, yargılama sürecine dair yaptığı çarpıcı çerçeve oldu. Avukat, mahkemede görülen davanın davacısının tutuklu olduğunu, davayı açan avukatın da tutuklu bulunduğunu belirterek; tensip işlemi yapan mahkeme heyetinde yaşanan değişimlere ve dava konusu idari işlemin zamanlamasına işaret etti. Söz konusu işlemin “Türkiye tarihinin bir dönüm noktasından hemen önce” ve “mesai saati dışında” hızlı biçimde alınıp duyurulduğunu savunan Pehlivan, bu tabloyu “herkesin malumu” sözleriyle değerlendirerek, yaşananların sıradan bir rastlantı olarak okunamayacağı görüşünü dile getirdi. Beyanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise “hak ve özgürlükler” vurgusu oldu. Pehlivan, uzun zamandır hâkimlere “vicdanla karar verme” çağrısı yapmayı bıraktığını söylerken, bunun gerekçesini de sert bir cümleyle açıkladı: Hak ve özgürlüklerin, hâkim ya da avukat fark etmeksizin herhangi bir kişinin “vicdanına” veya “merhametine” bırakılmaması gerektiğini kayda geçirdi. Bu sözlerinin mahkeme heyetinin vicdanını hedef almadığını özellikle belirten Pehlivan, cümlelerini “hakkın, özgürlüğün ve adil olmanın ne büyük nimet olduğunu öğrendiğim bir yerden” kurduğunu ifade etti. Pehlivan, metninin devamında “ısrar” temasını daha da büyüttü. Hukukta ısrar etmenin bazen “sürgün bir adliyede hâkimlik yapmaya”, bazen de “hapishane hücresinden avukatlık yapmaya” mal olabileceğini söyleyen Pehlivan, asıl cümlesini ise geleceğe dönük bir mesaj gibi kurdu: “Israr edenler dün oldu… bugün olduğu gibi… yarın da olacak.” Yargılamanın esasına ilişkin bölümde de Pehlivan, dosyanın merkezindeki idari değerlendirmeye odaklandı. Beyanında, İstanbul Üniversitesi’nin (dosyaya yansıyan değerlendirmeler kapsamında) İmamoğlu’nun kusurlu olmadığını; sunulan belgelerin gerçek ve hukuka uygun olduğunu, kriterleri karşıladığını kabul ettiğini ileri sürdü. Bu yaklaşımı “itiraf” olarak nitelendiren Pehlivan, mahkemenin vereceği kararın yalnızca bugüne değil, “35 yıl önce” yapılmış “gerçek, doğru, usule uygun ve dürüst bir başvurunun akıbetine” dair bir anlam taşıyacağını söyledi. Cezaevinden gelen bu beyanın, davanın seyrinde nasıl bir etki yaratacağı ve mahkemenin dosyadaki iddialara hangi çerçevede yanıt vereceği ise merak konusu. Karar süreci yaklaşırken, gözler İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi’nin atacağı adımlara çevrildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.