Hava Durumu

#Donald Trump

Söylemci - Donald Trump haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Donald Trump haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küba’da Yakıt Krizi Turizmi Vurdu: Oteller Kapatılıyor! Haber

Küba’da Yakıt Krizi Turizmi Vurdu: Oteller Kapatılıyor!

Küba’da uzun süredir devam eden yakıt krizi, turizm sektörünü de vurdu. Ulusal basına göre yakıt yetersizliği nedeniyle bazı oteller geçici olarak kapatılmaya başlandı. Bu tesislerde kalan turistler ise başka otellere yönlendirildi. Hükümetin amacı, enerji tüketimini azaltmak ve turizm sezonunu daha kontrollü şekilde sürdürmek. Küba Başbakan Yardımcısı Oscar Perez-Olivia, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, turistik tesislerin daha verimli kullanılacağı bir plan hazırlandığını duyurdu. Bu kapsamda özel şirketlerin yakıt ithalatı için prosedürlerin kolaylaştırılacağı, bazı bankaların çalışma saatlerinin değişeceği, Havana Uluslararası Kitap Fuarı gibi etkinliklerin ise ikinci bir duyuruya kadar erteleneceği belirtildi. Ulaştırma Bakanı Eduardo Rodriguez, iç ve dış hat uçuşlarının süreceğini, havaalanları ve limanların açık kalacağını açıkladı. Öte yandan hükümet; uzaktan çalışma, bazı ofislerin kapatılması, kamu hizmetlerinde kısıtlama ve üniversitelerde ders saatlerinin yeniden düzenlenmesi gibi acil önlemleri de devreye aldı. Fotoğraf:AA Devlet medyasına göre dövizle satış yapan benzin istasyonları açık olacak ancak satışlar kişi ve araç başına 20 litre ile sınırlandırılacak. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, 6 Şubat’ta yaptığı açıklamada Aralık ayından bu yana dışarıdan yakıt alınamadığını söyleyerek ABD’nin politikalarına işaret etti. Krizin arka planında ise ABD Başkanı Donald Trump’ın 30 Ocak’ta imzaladığı ve Küba’ya petrol sağlayan ülkelere gümrük vergisi öngören kararname de dikkat çekiyor.

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü” Haber

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü”

ABD’de reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve seks ticareti suçlamalarıyla yargılanırken 2019’da New York’ta federal cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein hakkındaki tartışmalar, Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) yeni belge yayımları sonrası yeniden alevlendi. DOJ, Epstein Files Transparency Act kapsamında 3 milyonun üzerinde ek sayfayı kamuya açtığını; ayrıca binlerce video ve yüz binlerce görselin de bu paket içinde yer aldığını duyurdu. “İntihar mı, cinayet mi?” sorusu yeniden masada Yayımlanan belgelerde öne çıkan başlıklardan biri, Epstein’in kardeşi Mark Epstein’in Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) ilettiği iddialar oldu. Dosyalara yansıyan bilgiye göre Mark Epstein, kardeşinin cezaevinde öldürüldüğünü düşündüğünü ve bunun “isim vermeye hazırlanmasıyla” bağlantılı olabileceğini ileri sürüyor. Belgelere geçen ihbarda Mark Epstein’in, iddiasını daha da ileri taşıyarak bu ölümün Donald Trump tarafından “yetkilendirildiği” kanaatini dile getirdiği aktarılıyor. Bu bölüm, özellikle kamuoyunda “dosyalar kimi işaret ediyor?” sorusunu yeniden büyütürken, uzmanlar ve resmi makamların değerlendirmelerinde iddiaların kanıtlandığına dair bir bulgu bulunmadığı vurgulanıyor. DOJ: “Trump’a yönelik iddialar temelsiz” DOJ cephesi ise yayımlara eşlik eden açıklamalarında, dosyaların bir kısmında Trump’a yönelik “gerçek dışı ve sansasyonel” ifadelerin yer aldığını, bunların doğrulanmadığını ve içeriklerin güvenilir kabul edilemeyeceğini belirtiyor. Trump da geçmişte Epstein’le bağlantısı olduğuna ilişkin iddiaları reddederken, ölümle ilişkilendirilen suçlamaları da kabul etmedi. Dosyalar neden şimdi gündemde? Süreç, tek bir yayımla sınırlı değil. ABD basınında yer alan bilgilere göre DOJ, Aralık 2025’te 11 bini aşkın dosyalık bir paketi kamuoyuna sunmuş; bu pakette de Mark Epstein’in FBI’a yaptığı bildirim dikkat çekmişti. Daha sonra Ocak 2026 sonunda yeni bir büyük yayımla milyonlarca sayfa daha erişime açıldı. Öte yandan Adalet Bakanlığı, mağdur gizliliğiyle ilgili endişeler nedeniyle yaklaşık 9.500 belgenin geçici olarak yayından kaldırıldığını ve ek düzeltme/redaksiyon çalışmalarının sürdüğünü de açıkladı. “Redaksiyonsuz erişim” adımı En güncel gelişmelerden biri de, DOJ’nin bazı redaksiyonsuz (karartılmamış) belgelere Kongre üyelerinin kontrollü şekilde erişebilmesine imkân tanıyacağını duyurması oldu. Bu adımın, hem şeffaflık çağrılarını hem de mağdur mahremiyeti tartışmalarını aynı anda artırdığı değerlendiriliyor. Epstein’in ölümüyle ilgili resmi kayıtlarda “intihar” sonucuna işaret edilirken, yeni dosyalarla birlikte kamuoyunda “soru işaretleri” tekrar büyüyor. Ancak şu aşamada, Mark Epstein’in Trump’u işaret eden sözleri de dahil olmak üzere, belgelere yansıyan birçok iddianın kanıtlanmış bir hüküm niteliği taşımadığı ve resmi makamların bu tür ifadeleri doğrulanmamış olarak sınıflandırdığı belirtiliyor.

Grammy gecesi siyasete sahne oldu:  “ICE Out” protestosu! Haber

Grammy gecesi siyasete sahne oldu: “ICE Out” protestosu!

ABD’nin Los Angeles kentinde düzenlenen 68. Grammy Ödülleri, bu yıl yalnızca müzik ödülleriyle değil, göçmen politikalarına yönelik protesto mesajlarıyla da gündeme geldi. Törende birçok sanatçı ve davetli, U.S. Immigration and Customs Enforcement (ICE) karşıtı ifadeler kullanırken, salonda “ICE Out” yazılı rozetlerin yaygın şekilde görülmesi dikkat çekti. Bad Bunny’den sahnede net mesaj: “Biz insanız” Gecenin en çok konuşulan anlarından biri, Bad Bunny’nin ödül konuşması sırasında geldi. Sanatçı, konuşmasında “ICE Out” diyerek göçmen karşıtı uygulamalara tepki gösterdi; göçmenlerin “barbar, hayvan ya da uzaylı” olmadığını vurgulayıp “insan” olduklarını söyledi. Salondaki alkışlar, protesto mesajlarının tören atmosferine ne kadar damga vurduğunu gösterdi. Billie Eilish: “Çalıntı topraklarda kimse yasa dışı değildir” Sahnedeki bir diğer güçlü çıkış ise Billie Eilish’ten geldi. Eilish, kabul konuşmasında “Çalıntı topraklarda kimse yasa dışı değildir” ifadesini kullanarak tepkisini dile getirdi; protestoların sürdürülmesi gerektiğini savundu. Aynı gece bazı isimler, “ICE Out” rozetleriyle dayanışma mesajı verdi. Rozetli protesto: Kehlani, Bieber çifti ve Joni Mitchell da listede Törende Kehlani gibi isimlerin de ICE eleştirilerine katıldığı, ayrıca Justin Bieber ve Hailey Bieber ile Joni Mitchell gibi tanınmış isimlerin de “ICE Out” rozetleri taşıdığı aktarıldı. Arka plan: Minnesota’daki olaylar tepkileri büyüttü Ödül gecesindeki çıkışların arka planında, Minneapolis merkezli gerilim ve federal göç baskınlarına ilişkin tartışmalar bulunuyor. Reuters’ın daha önceki dosyasında, Trump yönetiminin göç uygulamaları sonrası yaşanan şiddet olaylarına ilişkin resmî anlatımlarla görüntü ve saha verilerinin çelişebildiğine dikkat çekilmişti. Sunucu Trevor Noah’ın şakası sonrası Trump’tan “hukuki adım” mesajı Gecenin sunuculuğunu üstlenen Trevor Noah, sahnede yaptığı bir espriyle tartışmanın dozunu artırdı. Şakanın hedefinde Donald Trump ve Greenland konusu yer alırken, ayrıca Jeffrey Epstein ve Bill Clinton göndermeleri de dikkat çekti. Bunun ardından Trump, sosyal medya paylaşımında töreni sert sözlerle eleştirip Noah’ın sözleri nedeniyle hukuki yollara başvurabileceğini ima etti. DHS’den Hollywood’a tepki: “Şeytanlaştırma kabul edilemez” Tepkilere ilişkin U.S. Department of Homeland Security cephesinden de açıklama geldi. Sözcü Tricia McLaughlin imzalı değerlendirmede, kolluk güçlerinin “insanları suçlulardan korumak için hayatlarını riske attığı” savunuldu ve Hollywood’un bu isimleri “şeytanlaştırmasının kabul edilemez” olduğu ifade edildi.

Trump’tan İran Gerilimini Tırmandıran Açıklama: “Devasa Donanma Yolda”! Haber

Trump’tan İran Gerilimini Tırmandıran Açıklama: “Devasa Donanma Yolda”!

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile artan gerilime ilişkin yaptığı açıklamalarla tansiyonu yükseltti. Trump, ABD’ye ait büyük bir donanmanın İran’a doğru ilerlediğini duyurarak, Tahran yönetimine bir kez daha müzakere çağrısı yaptı ve “zamanın tükendiğini” söyledi. İran cephesinden ise açıklamaya çok sert yanıt geldi. Trump: “İran’a doğru devasa bir armada ilerliyor” Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, ABD donanmasına ait büyük bir filonun İran’a doğru hızla ilerlediğini belirtti. Trump açıklamasında, “İran’a doğru devasa bir armada yola çıktı. Büyük bir güç ve kararlılıkla çok hızlı şekilde ilerliyor” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran’a gönderilen bu donanmanın, daha önce Venezuela’ya yönelik ablukada görev alan filodan daha büyük olduğunu da vurguladı. Trump, ABD Donanması’nın en büyük uçak gemilerinden biri olan USS Abraham Lincoln’ün de bu filonun başında yer aldığını açıkladı. “Anlaşma yapın” çağrısı Trump, İran’a açık bir mesaj vererek müzakerelere dönülmesini istedi. İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini söyleyen Trump, olası bir anlaşmazlığın ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Trump, daha önce yaşanan askeri operasyonlara atıf yaparak, “Zaman hızla daralıyor. Anlaşma yapın. Aksi halde çok daha ağır sonuçlar olur” ifadelerini kullandı. Bölgedeki askeri hareketlilik artıyor ABD’ye yakın kaynaklara göre, USS Abraham Lincoln uçak gemisi; Tomahawk füzeleri taşıyan savaş gemileriyle birlikte Hint Okyanusu’nun batısında, ABD Merkez Komutanlığı’nın sorumluluk alanına girdi. Bu konuşlanmanın, İran’a yönelik askeri hazırlık senaryolarının bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Ayrıca ABD’nin bölgeye F-15E tipi savaş uçakları, Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri sevk ettiği; uzun menzilli bombardıman uçaklarının ise ana karada yüksek alarm seviyesinde bekletildiği ifade ediliyor. İran’dan sert tepki: “Ellerimiz tetikte” Trump’ın açıklamalarına İran’dan sert yanıt geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptığı açıklamada, “Silahlı kuvvetlerimiz, topraklarımıza, hava sahamıza ve denizlerimize yönelik herhangi bir saldırıya anında ve güçlü şekilde karşılık vermeye hazırdır” dedi. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kıdemli danışmanı Ali Şemhani ise daha da sert ifadeler kullandı. Şemhani, ABD’nin İran’a yönelik herhangi bir askeri adımının savaş ilanı sayılacağını belirterek, saldırıyı destekleyen ülkelerin de hedef alınacağını söyledi. Körfez ülkelerinden mesafe Öte yandan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri harekâtında hava sahalarının ve topraklarının kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Bu tutumun, Washington’un bölgedeki askeri planlarını sınırladığı belirtiliyor. Rubio: “İran, Venezuela’dan çok daha karmaşık” ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Senato’da yaptığı değerlendirmede, İran’da olası bir rejim değişikliğinin Venezuela’ya kıyasla çok daha karmaşık olduğunu söyledi. Rubio, Orta Doğu’daki ABD askeri varlığının öncelikle savunma amaçlı artırıldığını ve bölgede 30–40 bin Amerikan askeri bulunduğunu açıkladı.

Minneapolis’teki ölüm ülkeyi ayağa kaldırdı: Trump “çekilebiliriz” dedi! Haber

Minneapolis’teki ölüm ülkeyi ayağa kaldırdı: Trump “çekilebiliriz” dedi!

Göçmenlik ajanlarının 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti’yi vurmasının ardından, olayın nasıl yaşandığına dair çelişkili anlatımlar Washington ile Minnesota’yı karşı karşıya getirdi. Protestolar büyürken Trump yönetiminden “geri adım” sinyali geldi. ABD’de tansiyon, Minneapolis’te 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti’nin göçmenlik ajanları tarafından vurularak öldürülmesiyle yeniden yükseldi. Olayın ardından kentte başlayan gösteriler kısa sürede ülke geneline yayılırken, ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada “her şeyin incelendiğini” söyledi ve federal ajanların ilerleyen süreçte şehirden çekilebileceğini ima etti. Trump’ın Wall Street Journal’a verdiği demeçte net bir takvim paylaşmaması dikkat çekti. Başkan, kendisine iki kez “ajanların doğru davranıp davranmadığı” sorulduğunda ise, “Bakıyoruz, her şeyi inceliyoruz ve bir sonuca varacağız” ifadeleriyle yanıt verdi. Trump ayrıca, “Hiçbir ateş etmeyi sevmem” derken, protestoya “tam dolu ve iki şarjörlü güçlü bir silahla” gidilmesini doğru bulmadığını söyledi. Silah mı telefon mu? Anlatımlar çarpışıyor Olayın merkezinde, Pretti’nin vurulduğu anda elinde ne olduğu sorusu yer alıyor. Trump yönetimi, ateş açan ajanı savunurken, İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem Pretti’nin “silahını gösterdiği” gerekçesiyle vurulduğunu öne sürdü. Federal kurumlar da ajanların Pretti’nin silahlı olduğu ve kendilerini savunmak için ateş ettikleri yönünde açıklama yaptı. Yerel yetkililer ise bu anlatımı reddediyor. Minnesota tarafı, silahın yasal kayıtlı olduğunu, ancak Pretti’nin vurulmasının silahın kendisinden alınmasının ardından gerçekleştiğini savunuyor. Görgü tanıkları, bazı yerel yetkililer ve Pretti’nin ailesi de, olay sırasında hemşirenin elinde silah değil telefon bulunduğunu iddia ediyor. Aile, Pretti’nin gizli taşıma iznine sahip bir tabancası olduğunu doğrulasa da, onu silahla dolaşırken hiç görmediklerini belirtiyor. “Eyalet görevlileri içeri alınmadı” iddiası Minneapolis Emniyet Müdürü Brian O’Hara, BBC’ye yaptığı açıklamada, eyalet görevlilerinin arama izni bulunmasına rağmen federal ajanlar tarafından olay yerine girişlerinin engellendiğini öne sürdü. O’Hara, yıllardır süren yerel-federal iş birliğinin bu olayla birlikte zora girdiğini söyledi. Öte yandan ABD Sınır Devriyesi Komutanı Greg Bovino, olay sırasında ICE ajanlarının “hedefli” bir operasyon kapsamında Jose Huerta Chuma adlı kişiyi aradığını ve suç geçmişinde aile içi şiddet gibi kayıtlar bulunduğunu ileri sürdü. Minnesota Ceza İnfaz Dairesi (DOC) ise bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişinin DOC gözetiminde hiç bulunmadığını ve kamu kayıtlarında yalnızca 10 yılı aşkın süre önceki trafik ihlallerinin yer aldığını açıkladı. Kapsamlı soruşturma baskısı büyüyor Olay, yalnızca sokakta değil siyasette de kırılma yarattı. Trump yönetimi, bazı Cumhuriyetçilerin de katıldığı şekilde geniş soruşturma çağrılarıyla karşı karşıya kaldı. Oklahoma Valisi Kevin Stitt, seçmenlerin “Amerikalıların vurulduğunu izlediğini” söyleyerek federal taktikler ve hesap verebilirlik konusundaki endişeleri dile getirdi. Senatör Bill Cassidy de soruşturmanın hem federal hem eyalet yetkililerini içermesi gerektiğini vurguladı. Temsilciler Meclisi üyesi James Comer, Trump’ın göçmenlik ajanlarını Minneapolis’ten çekip başka bölgelere kaydırmayı değerlendirmesi gerektiğini savundu. Demokratlar ise hükümetin finansman paketinde İç Güvenlik Bakanlığı’na kaynak ayrılması halinde bunu engelleyebileceklerini belirtirken, bu tablo ABD’de yeni bir federal hükümet kapanması riskini gündeme taşıdı. Protestolar ülkeye yayıldı Minneapolis’te hafta sonu boyunca Pretti için anma etkinlikleri düzenlendi. Gösterilerde “ICE dışarı” sloganları öne çıkarken eylemler New York, Chicago, Los Angeles ve San Francisco gibi kentlere de yayıldı. Minnesota Valisi Tim Walz, ülkenin “kritik bir dönemeçten” geçtiğini söyleyerek, “Bir Amerikan vatandaşının karalanmasına ve gözümüzün gördüğüne inanmamamızın istenmesine sessiz kalamayız” mesajı verdi. Minnesota merkezli 60’tan fazla büyük şirketin yöneticileri de gerilimin düşürülmesi ve yerel-federal yetkililerin birlikte çözüm üretmesi çağrısında bulundu. Tartışmanın nereye evrileceği merak edilirken, Trump’ın “çekilme” iması Washington’da da yeni bir hesaplaşmanın kapısını araladı.

Trump’a Suikast Girişiminde Şok Talep: Routh’a Müebbet! Haber

Trump’a Suikast Girişiminde Şok Talep: Routh’a Müebbet!

ABD basınında yer alan haberlere göre, ABD Adalet Bakanlığı, 15 Eylül 2024’te Florida’da, o dönem başkan adayı olan Donald Trump’a yönelik suikast girişimi nedeniyle yargılanan 59 yaşındaki Ryan Wesley Routh hakkında ceza talebini mahkemeye iletti. Yargılama sonunda suçlu bulunan Routh için federal savcılar, müebbet hapis cezası istendiğini duyurdu. Savcıların mahkemeye sunduğu 21 sayfalık dosyada, Routh’un bir başkan adayını öldürmek için “somut adımlar” attığı vurgulandı. Dosyada, sanığın amacına ulaşmak uğruna “yoluna çıkan herkesi öldürme iradesi” gösterebilecek bir kararlılık sergilediği öne sürülürken, olayın ardından pişmanlık belirtisi göstermediği de kaydedildi. Duruşma sürecinde aktarılan bilgilere göre savcılık, Routh’un Trump’ı hedef almak için haftalarca plan yaptığı görüşünde. İddialara göre Routh, West Palm Beach’teki bir golf sahasını yaklaşık 12 saat boyunca gözetledi, daha sonra da tüfeğinin namlusunu çitlerden içeri uzatarak pusu kurdu. Ancak Routh’un planı, bir Gizli Servis ajanının kendisini fark etmesiyle bozuldu. Savcılık anlatımına göre, Routh ateş edemeden olay yerinde tespit edildi; ardından kaçmaya çalıştı ancak kısa süre içinde yakalanarak gözaltına alındı. Dosyada, bu sürecin “planlı ve hedef odaklı” bir girişim olarak değerlendirildiği, bu nedenle en ağır ceza talebinin gerekçelendirildiği belirtildi. Öte yandan, Routh’un geçen eylül ayında suçlu bulunduğu karar duruşmasında dikkat çeken bir olay yaşandığı da aktarıldı. Haberlere göre sanık, duruşma sırasında bir kalemle boyun bölgesinden kendine zarar vermeye çalıştı. Routh hakkında istenen ceza, 4 Şubat’ta yapılacak duruşmada kesinleşecek. Mahkemenin, savcılığın talebini ve dosyaya giren bulguları değerlendirerek nihai kararı açıklaması bekleniyor.

Trump’tan İran’da infaz iddiası: “Durdu dediler”! Haber

Trump’tan İran’da infaz iddiası: “Durdu dediler”!

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir imza töreninde İran’da devam eden protestolara ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, İran’da “çok sayıda infazın” planlandığına dair iddialara değinerek, kendilerine infazların durdurulduğu bilgisinin ulaştığını öne sürdü. Trump, “Bize, İran’da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok. Eğer olursa hepimiz üzülürüz. Ancak bana ulaşan bilgilere göre infazlar durmuş. İnfaz yapmayacaklar.” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, söz konusu bilginin kendilerine nasıl ulaştığı sorusu üzerine ise doğrudan bir kaynak adı vermeden, “yetkili ve güvenilir” kanallardan bilgi aldıklarını söyledi ve gelişmeyi yakından takip edeceklerini dile getirdi. “Bugün çok sayıda infazın gerçekleştirilmesi planlanıyordu ancak bu infazlar gerçekleştirilmeyecek. Yetkili kaynaklardan bu bilgiyi aldık ve umarım bu bilgi doğrudur.” diyen Trump, Washington’un İran’a yönelik olası adımlarına dair soruları da yanıtladı. Trump’a, ABD’nin askeri seçeneği halen masada tutup tutmadığı sorulduğunda ise net bir taahhütte bulunmayarak, “Sürecin nasıl gelişeceğini izleyip göreceğiz.” demekle yetindi. Öte yandan İran’da protestoların, 28 Aralık 2025’te yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve derinleşen ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Büyük Çarşı’da esnafın başlattığı eylemlerle görünür hale geldiği belirtiliyor. Başkentte başlayan protestoların kısa süre içinde ülkenin farklı kentlerine yayıldığı, gösteriler sırasında zaman zaman şiddet olaylarının yaşandığı ve güvenlik güçlerinin müdahalesinin arttığı aktarılıyor. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından 14 Ocak’ta yayımlandığı belirtilen raporda, protestolar nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 147’si emniyet görevlisi olmak üzere toplam 2 bin 550’ye yükseldiği iddia edilmişti. İranlı yetkililer ise gösterilerde ölen ya da yaralananlara dair henüz kapsamlı ve resmi bir bilanço paylaşmadı. Protestolarda gerginliğin artmasıyla birlikte 9 Ocak’ta ülke genelinde internet erişiminde kesinti yaşandığı, bu durumun hem günlük yaşamı hem de haber akışını etkilediği ifade ediliyor. Gelişmelerin nasıl ilerleyeceği merak edilirken, Trump yönetiminin İran’a ilişkin bundan sonraki tutumunun da sahadaki gelişmelere göre şekilleneceği mesajı verildi.

Trump’tan İran mesajı: “Yardım yolda” çıkışıyla gerilim tırmanıyor mu? Haber

Trump’tan İran mesajı: “Yardım yolda” çıkışıyla gerilim tırmanıyor mu?

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da 28 Aralık 2025’te başlayıp ülke geneline yayılan protestolara ilişkin yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Detroit’te ekonomi başlıklı bir konuşma yapan Trump, gösterilerde çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini öne sürerek İran yönetimine sert sözlerle yüklendi ve protestoculara yönelik ifadeleriyle yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Trump, konuşmasının ilgili bölümünde gün içinde sosyal medya hesabından paylaştığı mesajı da tekrarladı. İran’daki eylemlerin seyrine dair değerlendirmelerde bulunan ABD Başkanı, “İranlı vatanseverlere” seslendiğini belirterek protestoların sürmesini istediğini ifade etti. Ayrıca protestocuların kendilerini istismar ettiğini iddia ettiği kişi ve grupların isimlerini kayıt altına almaları gerektiğini savundu. “Toplantıları iptal ettim” dedi, İran’a yönelik baskıyı hatırlattı Trump, protestocuların “anlamsızca öldürülmesi” durana kadar İranlı yetkililerle yapılacak görüşmeleri iptal ettiğini ileri sürdü. Açıklamasında, “Göstericilere tek söylediğim şey, yardım yolda” ifadesini kullanan Trump, bu sözleriyle Washington’un İran’daki gelişmeleri yakından izlediği mesajını verdi. İran’la ticaret yapan ülkelere ek gümrük vergileri getirdiklerini de hatırlatan Trump, söz konusu uygulamanın “bugün yürürlüğe girdiğini” söyledi. Bu çıkış, ABD’nin İran’a yönelik ekonomik baskı araçlarını gündemde tutmaya devam ettiği şeklinde yorumlandı. Trump, İran yönetimini hedef alarak, mevcut yönetim iş başına gelmeden önce İran’ın “harika bir ülke” olduğunu iddia etti; ardından ülkenin “bozulduğunu” savundu. “Şu an her şey çok kırılgan” sözleriyle de İran’daki siyasi ve toplumsal atmosferin hassas bir döneme girdiğini dile getirdi. İran’da protestolar nasıl başladı? İran’daki protestoların, 28 Aralık 2025’te yerel para biriminin döviz karşısında yüksek değer kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Büyük Çarşı’da esnafın başlattığı eylemlerle alevlendiği belirtiliyor. Kısa sürede birçok kente yayılan gösterilerde, şiddet olayları ve polis müdahalesinin arttığına yönelik iddialar da kamuoyuna yansıdı. Yetkililerden ölü ve yaralı sayısına ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. Ancak İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 13 Ocak’ta yayımladığı ve protestoların 16. gününü kapsadığı raporda; aralarında 9’u 18 yaşın altında olmak üzere toplam 664 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 721 kişinin de gözaltına alındığını öne sürdü. HRANA’nın iddiasına göre hayatını kaybedenler arasında 133 emniyet görevlisi ile 1 savcı da bulunuyor. Öte yandan protestolarda şiddetin tırmandığı ve müdahalenin arttığı iddialarıyla birlikte, 9 Ocak’ta ülke genelinde internetin kesildiği belirtildi. İnternet kesintisi, hem sahadan bilgi akışını sınırlayan hem de protestoların organizasyonunu etkileyen kritik bir gelişme olarak öne çıktı. Sözler yeni bir tartışma başlatabilir Trump’ın protestolara ilişkin açıklamaları, ABD’nin İran’daki iç gelişmelere yaklaşımı konusunda yeniden tartışma yaratabilecek nitelikte görülüyor. Özellikle “yardım yolda” ifadesi ve İran’la ticaret yapan ülkelere ek vergi vurgusu, Washington’un baskı politikasının süreceği mesajı olarak değerlendiriliyor. İran’daki protestoların seyri ve resmi makamların atacağı adımlar ise önümüzdeki günlerde gündemin belirleyici başlıklarından biri olmaya aday.

“Grönland İçin İşgal Planı” İddiası: Trump’a Pentagon’dan Fren mi? Haber

“Grönland İçin İşgal Planı” İddiası: Trump’a Pentagon’dan Fren mi?

ABD Başkanı Donald Trump’ın, özel operasyon birliklerine Grönland’a yönelik bir “işgal planı” hazırlatmak istediği öne sürüldü. İddianın merkezinde, İngiliz basınından Daily Mail’in isimsiz kaynaklara dayandırdığı haber yer alırken, üst düzey askeri yetkililerin böyle bir adımın hukuken sorunlu olacağı ve Kongre desteği bulamayacağı gerekçesiyle itiraz ettiği ileri sürüldü. İddia: Talimat JSOC’a gitti, plan masaya geldi Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, Daily Mail, Trump’ın Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı’na (JSOC) Grönland’a dönük bir plan hazırlama talimatı verdiğini yazdı. Haberde, Washington’daki bazı “şahin” isimlerin, 3 Ocak’ta Venezuela’da gerçekleştirildiği bildirilen operasyonun ardından daha cesur adımlar atılmasını savunduğu iddiasına da yer verildi. “Yasa dışı olur” itirazı: Üst düzey komuta karşı çıktı iddiası Aynı haberde, Genelkurmay Başkanları (Joint Chiefs of Staff) düzeyindeki askeri yetkililerin, olası bir harekâtın hukuka aykırı olacağı ve Kongre’den onay almasının zor olduğu görüşüyle karşı durduğu öne sürüldü. Daily Mail’in iddiasına göre bazı komutanlar, Trump’ın gündemini başka alanlara kaydırmak için farklı seçeneklerin konuşulmasını da gündeme getirdi. Vance’ten sert mesaj: “Gerektiği kadar ileri gider” Tartışmalar sürerken ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de Grönland konusunda tansiyonu artıran açıklamalar yaptığı aktarılıyor. Newsweek’in haberine göre Vance, Trump’ın “gerektiği kadar ileri gitmeye” istekli olduğunu söyledi; Danimarka’nın ise Grönland’ın güvenliği konusunda yeterince yatırım yapmadığını savundu. Nuuk’tan ortak tepki: “Ne Amerikalı ne Danimarkalı, biz Grönlandlıyız” Grönland iç siyasetinde de nadir görülen bir birliktelik oluştu. TIME’ın aktardığına göre, adadaki beş siyasi parti, Trump’ın söylemlerine karşı ortak açıklama yayımlayarak “Amerikalı olmak istemiyoruz… Grönlandlı olmak istiyoruz” mesajı verdi ve geleceğe Grönland halkının karar vereceğini vurguladı. Kopenhag’dan NATO uyarısı: “Böyle bir saldırı her şeyi bitirir” Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise Washington’un askeri seçeneği gündemde tutmasının NATO açısından yıkıcı sonuçlar doğuracağını söyledi. Frederiksen’in “ABD başka bir NATO ülkesine saldırırsa her şey durur” çıkışı, hem Danimarka basınında hem de uluslararası medyada “ittifakın geleceği” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Trump’ın gerekçesi: “Rusya ya da Çin komşunuz olur” Trump’ın son dönemdeki açıklamalarında sıkça, Grönland’ın stratejik konumu üzerinden Rusya ve Çin vurgusu yaptığı görülüyor. AA’nın aktardığı ifadelerde Trump’ın, “Grönland’da bir şey yapacağız… yapmazsak Rusya ya da Çin devreye girer” minvalinde konuştuğu belirtiliyor. Trump, daha önce de ABD’nin Grönland konusunda “gerekirse çok ileri gideceğini” söylemişti. Neden Grönland? Güvenlik hattı, üsler ve kritik madenler Uzmanlar, Grönland’ın yalnızca coğrafi konumuyla değil; Kuzey Kutbu’ndaki askeri-deniz dengeleri, erken uyarı/radar kabiliyetleri ve kritik mineraller nedeniyle de rekabetin odağına oturduğunu vurguluyor. TIME’ın haberinde de, adanın kritik ham maddeler bakımından önemine dikkat çekiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.