Hava Durumu

#Birleşmiş Milletler

Söylemci - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazze’de Bir Duvar Devrildi, Bir Kış Daha Kâbusa Döndü! Haber

Gazze’de Bir Duvar Devrildi, Bir Kış Daha Kâbusa Döndü!

Gazze’de etkisini artıran kış fırtınası, zaten yıkımın gölgesinde hayata tutunmaya çalışan yerinden edilmiş Filistinlileri bir kez daha vurdu. Derme çatma çadırların kurulu olduğu kamplarda şiddetli rüzgâr, bazı bölgelerde duvarları devirdi; çöken beton ve moloz, çadırların üzerine yığıldı. İlk belirlemelere göre biri çocuk olmak üzere 4 kişi yaşamını yitirirken, çok sayıda kişi de yaralandı. Kamp alanında “bir anda” her şey değişti Sahil hattına yakın bir kampta yaşanan olay, fırtınanın ne kadar yıkıcı olabileceğini gözler önüne serdi. Yaklaşık 8 metre yüksekliğindeki bir duvar, rüzgârın etkisiyle devrilerek doğrudan çadırların üzerine çöktü. Aynı aileden 72 yaşındaki Muhammed Hamuda’nın, 15 yaşındaki torununun ve gelininin hayatını kaybettiği bildirildi. En az 5 kişinin de yaralandığı olayda, çevredeki diğer çadırların da hasar gördüğü aktarıldı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, “birkaç saniye içinde” her şey tersine döndü; yardım çağrıları, fırtınanın uğultusuna karıştı. Gazze Şehri’ndeki Şifa Hastanesi yetkilileri de fırtına kurbanlarının cansız bedenlerinin hastaneye ulaştırıldığını doğruladı. Hastane kaynakları, yaralıların bir kısmının da enkaz altından çıkarıldıktan sonra acil servise getirildiğini ifade etti. Soğuk, bir bebeği daha hayattan kopardı Felaketin bilançosu yalnızca çöken duvarlarla sınırlı kalmadı. Gazze Sağlık Bakanlığı, bir yaşındaki erkek bebeğin “aşırı soğuk” nedeniyle yaşamını yitirdiğini duyurdu. Çadır ve benzeri geçici barınaklarda ısıtma imkânlarının sınırlı olması, özellikle bebekler ve çocuklar için kışı daha da ölümcül hale getiriyor. Bölgede geceleri düşen sıcaklıklar, nem ve rüzgârla birleşince hissedilen soğuk daha da artıyor. Ateşkes var, güvenlik ve barınma yok Ekim ayından bu yana yürürlükte olduğu belirtilen ateşkese rağmen, yardım kuruluşları Gazze genelinde kış şartlarına dayanıklı barınma imkânlarının yetersizliği konusunda uyarılarını sürdürüyor. İsrail bombardımanları sonucu evleri yıkılan 2 milyondan fazla Gazzeli, savaşın başlangıcından bu yana üçüncü kışını çadır benzeri, dayanıksız yapılarda karşılıyor. Yağmur sularının çadırların içine dolduğu, rüzgârın direkleri devirdiği, brandaların yırtıldığı ve zeminin çamura döndüğü kamplar, fırtınalarda adeta “açık hedef” haline geliyor. UNICEF: “Ateşkes döneminde bile çocuk ölümleri sürdü” Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, ateşkes dönemine ilişkin dikkat çeken veriler paylaştı. Elder, çatışmaların yavaşlamasına rağmen tamamen durmadığını belirterek, ateşkesin başlangıcından bu yana drone saldırıları, hava bombardımanları ve tank atışları sonucu 18 yaş altı en az 100 çocuğun öldüğünü söyledi. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 440’tan fazla kişinin cenazesi hastanelere getirildi. Yardım var ama “kalıcı” çözüm yok BM ve insani yardım ortakları bölgede çadır, battaniye ve kışlık kıyafet dağıtımını sürdürse de, kış aylarında ihtiyaç duyulan daha sağlam ve uzun süre kullanılabilecek geçici konut malzemelerinin Gazze’ye girişine izin verilmediği ifade ediliyor. Yardım çalışanları, barınma krizinin yalnızca “acil ihtiyaç” değil, aynı zamanda fırtına ve soğuk dalgalarıyla can kayıplarına dönüşen bir güvenlik sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Gazze’de fırtınanın dinmesi, tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. Çünkü rüzgârın sürüklediği her branda, çamura saplanan her çadır direği ve ısınamayan her çocuk; kışın burada yalnızca mevsim değil, hayatta kalma sınavı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Bakan Kurum, COP31 Başkanı sıfatıyla Antalya’da ilk koordinasyon toplantısını yaptı! Haber

Bakan Kurum, COP31 Başkanı sıfatıyla Antalya’da ilk koordinasyon toplantısını yaptı!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında ilk hazırlık toplantısına Antalya’da başkanlık etti. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, 6 bakanlığın temsilcileri ile yerel yönetimler aynı masada buluştu. Bakan Kurum, Antalya programı kapsamında “Yüzyılın Konut Projesi” için düzenlenen kura çekiminin ardından, konferansın gerçekleştirileceği Antalya EXPO Fuar Alanı ve çevresinde incelemelerde bulundu. Sahadaki değerlendirmelerin ardından Antalya EXPO Kongre Merkezi’ndeki toplantıda, hazırlık sürecinde izlenecek yol haritası ve kurumların üstleneceği görevler ele alındı. EXPO alanında saha incelemesi, ardından masada yol haritası Bakan Kurum, COP31 oturumları öncesinde alanın lojistik kapasitesi, ulaşım bağlantıları ve organizasyon ihtiyaçlarını yerinde gözlemledi. İncelemeler sırasında yerel yöneticiler ve ilgili bakanlık temsilcileriyle hazırlıklara dair istişareler yapıldı. Ardından “COP31 Başkanı” unvanıyla düzenlenen ilk hazırlık toplantısında, güvenlikten ulaşıma, sağlık hizmetlerinden iletişim planlamasına kadar birçok başlık değerlendirildi. Toplantıya; Antalya Valisi Hulusi Şahin, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi Türk Delegasyonu Başkanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, bölge milletvekilleri, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, bakan yardımcıları ile İçişleri, Kültür ve Turizm, Dışişleri, Sağlık, Tarım ve Orman, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıkları ve İletişim Başkanlığı temsilcileri katıldı. “196 ülkeden 80 bini aşkın ziyaretçi bekleniyor” Toplantıda konuşan Bakan Kurum, COP31’in Türkiye açısından diplomatik ve ekonomik etkisine dikkat çekti. Antalya’nın iki hafta boyunca küresel iklim diplomasisinin merkezinde olacağını belirten Kurum, zirveye 196 ülkeden 80 bini aşkın ziyaretçinin gelmesinin öngörüldüğünü ifade etti. Kurum, bu yoğunluğun kentin tanıtımına ve ekonomisine katkı sağlayacağını vurgulayarak; esnaf, turizm, ulaşım ve hizmet sektörlerinde belirgin bir hareketlilik beklendiğini dile getirdi. Bakan Kurum ayrıca, COP31 Başkanlığı’nın önemine işaret ederek, zirvede alınacak kararların küresel iklim politikaları açısından belirleyici olduğuna ve Türkiye’nin bu süreçte güçlü bir görünürlük elde edeceğine vurgu yaptı. COP31’e giden süreçte “mekik diplomasisi” vurgusu Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği ve başkanlık sürecinin, Avustralya ile yürütülen ve iki yıla yayılan diplomatik temasların ardından netleştiği belirtildi. Sürecin, 10 Kasım 2025’te Brezilya’nın Belem kentinde başlayan COP30 toplantılarının ilerleyen günlerinde sonuçlandığı; COP31’in Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığı aktarıldı. Türkiye’nin, BM’nin iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli platformlarından biri olan COP’a ilk kez ev sahipliği yapacak olması, “tarihi bir diplomasi başarısı” olarak değerlendirildi. Antalya’da yapılacak görüşmelerde; 197 ülkenin temsilcilerinin iklim krizine karşı taahhütler, politikalar ve çözüm önerileri üzerinde müzakereler yürütmesi bekleniyor. Yetki ve koordinasyon Çevre Bakanlığı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan genelgeyle Bakan Kurum’un “COP31 Başkanı” olarak görevlendirildiği, konferansın hazırlık ve yürütme süreçlerinin ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütüleceği kaydedildi. Buna göre ilgili kurum ve kuruluşlar, COP31 Başkanlığı’nın yönlendirmeleri doğrultusunda eşgüdüm içinde çalışacak. COP zirvelerinde hangi başlıklar öne çıkıyor? COP toplantılarında sera gazı azaltım hedefleri, uyum politikaları, iklim finansmanı, kayıp-zarar mekanizmaları ve karbon piyasalarına ilişkin kurallar masaya yatırılıyor. Paris Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik çerçeveler de bu zirvelerde şekilleniyor. Ev sahibi ülke, küresel iklim politikalarının merkezinde yer alarak diplomatik görünürlüğünü artırırken; uluslararası fonlar ve finans kuruluşlarının ilgisinin artmasıyla temiz enerji ve iklim finansmanı alanlarında yatırım potansiyelinin yükselmesi bekleniyor.

BM’den Yalova Üniversitesi’nde Göç ve Ekonomi Mesajı! Haber

BM’den Yalova Üniversitesi’nde Göç ve Ekonomi Mesajı!

Yalova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, uluslararası ölçekte önemli bir akademik etkinliğe ev sahipliği yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Arap Devletleri Bölge Bürosu Direktörü Abdallah Al Dardari, üniversitede düzenlenen program kapsamında “Uluslararası Göç ve Ekonomi” başlıklı kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. Küresel Göç Dinamikleri Akademik Perspektifle Ele Alındı İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe akademisyenler, öğrenciler ve farklı disiplinlerden davetliler yoğun ilgi gösterdi. Konuşmasında Al Dardari, küresel göç hareketlerinin güncel nedenlerini, ekonomik etkilerini ve ülkeler üzerindeki kısa-orta-uzun vadeli sonuçlarını çok boyutlu bir çerçevede değerlendirdi. Göçün yalnızca insani bir mesele değil, aynı zamanda iş gücü piyasaları, kamu maliyesi, kentleşme ve sosyal uyum başlıklarıyla doğrudan ilişkili ekonomik bir olgu olduğuna dikkat çekti. Göç, Kalkınma ve Ekonomik Dayanıklılık Vurgusu Al Dardari, özellikle gelişmekte olan ülkelerde göçün ekonomik kalkınma süreçleriyle olan bağını örneklerle anlattı. Doğru politikalar ve kapsayıcı yaklaşımlar benimsendiğinde, göçün ekonomik büyümeye katkı sağlayabileceğini vurgulayan Al Dardari; istihdam, eğitim ve sosyal politikaların eş güdüm içinde yürütülmesinin önemine değindi. Ayrıca, kriz dönemlerinde artan zorunlu göç hareketlerinin, ülkelerin ekonomik dayanıklılığını nasıl etkilediğine ilişkin güncel veriler paylaşıldı. Üniversitelerin Küresel Sorunlardaki Rolü Konuşmada, üniversitelerin ve akademik kurumların küresel sorunların çözümünde üstlendiği role de dikkat çekildi. Bilgi üretimi, politika geliştirme ve toplumsal farkındalık oluşturma süreçlerinde yükseköğretim kurumlarının stratejik önem taşıdığını belirten Al Dardari, gençlerin bu alanda aktif rol almasının gerekliliğini vurguladı. Soru-Cevap Bölümüyle Etkileşimli Program Programın sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde öğrenciler ve akademisyenler, uluslararası göç politikaları, bölgesel ekonomik eşitsizlikler ve Türkiye’nin göç yönetimi deneyimi üzerine merak ettikleri konuları doğrudan Al Dardari’ye yöneltme fırsatı buldu. Etkileşimli geçen bölüm, katılımcılardan tam not aldı. Akademik ve Uluslararası İş Birliğine Katkı Etkinlik, Yalova Üniversitesi’nin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda önemli bir adım olarak değerlendirilirken, küresel ölçekte söz sahibi isimlerin üniversite çatısı altında ağırlanmasının akademik iş birliklerini güçlendirdiği ifade edildi. Program, günün anısına gerçekleştirilen hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.