Hava Durumu

#Adalet Bakanliği

Söylemci - Adalet Bakanliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet Bakanliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

5 İle Yeni Vali, Bakan Yardımcıları Değişti! Haber

5 İle Yeni Vali, Bakan Yardımcıları Değişti!

Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre Adalet ve İçişleri Bakanlıklarında yeni bakan yardımcıları göreve getirildi. Afyonkarahisar, Hakkari, Uşak, Erzurum ve Gümüşhane valiliklerine yeni isimler atanırken, ayrıca 160 kişinin görev yerinin değiştirildiği bildirildi. Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığına ilişkin bakan yardımcılığı atamaları ve bazı illerin valilik görevlerine yönelik kararlar Resmi Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararlarda, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili maddeleri uyarınca yapılan görevden alma ve atamalar yer aldı. Adalet Bakanlığı’nda bakan yardımcıları değişti Karara göre Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Ramazan Can, Hurşit Yıldırım, Mehmet Yılmaz ve Niyazi Acar görevden alındı. Boşalan bakan yardımcılığı görevlerine ise Abdullah Aydoğdu, Burak Ceyhan, Can Tuncay ve Sedat Ayyıldız atandı. İçişleri Bakanlığı’nda yeni bakan yardımcıları İçişleri Bakanlığı tarafında ise Bakan Yardımcıları Münir Karaloğlu, Mehmet Sağlam ve Mehmet Aktaş görevden alındı. Bu görevlerden boşalan yerlere Hakkari Valisi Ali Çelik, Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı ve Mehmet Cangir’in ataması yapıldı. 5 ile yeni vali ataması Yayımlanan kararlarla birlikte beş ilde vali değişikliği de gerçekleşti. Buna göre: Afyonkarahisar Valiliğine Uşak Valisi Naci Aktaş, Hakkari Valiliğine Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü İbrahim Taşyapan, Uşak Valiliğine Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Serdar Kartal, Erzurum Valiliğine Gümüşhane Valisi Aydın Baruş, Gümüşhane Valiliğine ise Vali-Mülkiye Başmüfettişi Cevdet Atay atandı. Bu atamalarla birlikte bazı illerde valilik görevlerinde karşılıklı değişimler yaşanırken, İçişleri Bakanlığı yönetim kadrosunda da yeni görevlendirmeler yapıldı. Bir atama hükmü iptal edildi, 160 kişinin görev yeri değişti Kararda ayrıca, Hüseyin Kaptan’ın Gaziantep Vali Yardımcısı iken Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesine kaymakam olarak atanmasına ilişkin hükmün iptal edildiği belirtildi. Bunun yanı sıra karar kapsamında 160 ismin görev yerlerinde değişikliğe gidildiği bilgisi de yer aldı. Atama ve görev değişikliklerinin, Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girdiği kaydedildi.

Erdoğan’dan Gürlek’e İlk Talimat: “Çalış Akın"! Haber

Erdoğan’dan Gürlek’e İlk Talimat: “Çalış Akın"!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan atama kararı sonrası Adalet Bakanlığı görevine getirilen Akın Gürlek’in, görevi Yılmaz Tunç’tan devraldığı devir-teslim töreninin ardından yeni döneme ilişkin mesajları gündem oldu. TGRT Haber Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı Fatih Atik, Gürlek’e yaptığı ziyarette bir röportaj gerçekleştirdiğini ve görüşmeden dikkat çeken detayları köşesine taşıdığını yazdı. Atik’in aktardığına göre Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine verdiği “ilk talimatın” “Çalış Akın” olduğunu ifade etti. Atik, Bakan Gürlek’in bu sözleri aktarırken “verilen görevi hakkıyla yerine getirme” vurgusunun öne çıktığını belirtti. Aynı yazıda, TBMM’deki yemin töreni sırasında yaşanan protestolara ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Atik’in anlatımına göre Gürlek, protestolarla ilgili konuşurken “konuyu kişiselleştirmediğini” ifade ederek, “Mesele Akın Gürlek meselesi değil, mesele Türkiye meselesi” sözünü kullandı. Gürlek’in gündem olan açıklamalarının bir bölümü de televizyon programlarında dile getirdiği ifadeler üzerinden tartışıldı. Atik, Gürlek’le görüştükleri günün akşamında Bakan’ın A Haber canlı yayınına katıldığını; burada bazı siyasi başlıklara dair değerlendirmeler yaptığını da aktardı. Söz konusu yayına ilişkin aktarımlarda en çok konuşulan bölüm ise CHP hakkında dile getirilen iddialar oldu. Atik’in yazısında yer alan ifadeye göre Gürlek, canlı yayında “CHP’nin hesaplarında, il binasının satın alınması ve kurultay süreçleriyle ilgili usulsüzlük bulduk” şeklinde bir değerlendirme yaptığını söyledi. Bu ifadeler, siyasi tartışmaların odağına yerleşti. Öte yandan A Haber’deki programın haber metninde de Gürlek’in “kapısının parti ayrımı gözetmeksizin herkese açık olduğu” yönündeki mesajına ve bakanlığın gündemindeki bazı başlıklara değinildiği görüldü. Bakan Gürlek’in “ilk talimat” vurgusu ve TBMM’deki yemin törenine ilişkin sözleri, yeni dönemde Adalet Bakanlığı’nın yaklaşımının nasıl şekilleneceğine dair yorumları da beraberinde getirdi. Açıklamalar, hem siyasi kulislerde hem de kamuoyunda yakından izleniyor.

TBMM’de Yumruklu “Gürlek” Gerginliği! Haber

TBMM’de Yumruklu “Gürlek” Gerginliği!

Adalet Bakanlığına atanan Akın Gürlek’in TBMM Genel Kurulu’nda yemin etmek üzere kürsüye çıkacağı sırada tansiyon yükseldi. CHP’li milletvekilleri, Gürlek’in başsavcılık görevinden istifa etmediğini öne sürerek yemin edemeyeceğini savundu. AK Parti kanadı ise itirazın Anayasa’ya uygun olmadığını belirterek karşı çıktı. Yaşanan sözlü tartışma kısa sürede fiziki arbedeye dönüştü. Atamaların ardından TBMM’ye geldiler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yapılan atamaların ardından, Adalet Bakanlığı görevine getirilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanlığına atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin, yemin etmek üzere TBMM’ye giriş yaptığı aktarıldı. Genel Kurul’da yemin sürecine geçilmeden önce ise usule ilişkin tartışmalar başladı. “İstifa etmedi” itirazı Genel Kurul’u gerdi CHP’li milletvekilleri, Gürlek’in başsavcılık görevinden ayrılmadığı iddiasını gündeme getirerek yemin işleminin yapılamayacağını savundu. AK Parti sıralarından ise bu görüşe itiraz geldi; atamanın ve yemin sürecinin mevcut mevzuata uygun olduğu ifade edildi. Tartışmalar sürerken TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın, ortada bir “usul yanlışlığı” bulunmadığı yönünde değerlendirme yaptığı belirtildi. Bu açıklamanın ardından itirazlar daha da sertleşti. Kürsü önünde set, ardından arbede Gürlek’in yemin etmek üzere kürsüye çıkacağı sırada CHP’li milletvekillerinin kürsü önünde “set” oluşturduğu, bu nedenle Genel Kurul’da hareketliliğin arttığı kaydedildi. Karşılıklı tepkilerin büyümesiyle CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında arbede yaşandı. Yaşanan arbedede karşılıklı yumrukların atıldığı ifade edilirken, güvenlik ve Meclis görevlilerinin tarafları ayırmaya çalıştığı belirtildi. Gerginliğin tırmanması üzerine Genel Kurul oturumuna ara verildi. Süreç nasıl işleyecek? Oturuma verilen aranın ardından yemin işleminin nasıl sürdürüleceği, Genel Kurul’un yeniden toplanmasıyla netleşecek.Yaşananların ardından gözler, TBMM’deki yemin gündeminin ne zaman ve hangi usulle devam edeceğine çevrildi.

‘Kirayı Elden Ödedim’ Diyen Yandı! Haber

‘Kirayı Elden Ödedim’ Diyen Yandı!

Kira anlaşmazlıklarında sıkça duyulan “Ev sahibi öyle istedi, ben de elden ödedim” savunmasına Yargıtay’dan dikkat çeken bir uyarı geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira sözleşmesinde ödeme yönteminin banka olarak belirlendiği durumlarda, kiracının “elden ödeme yaptım” iddiasını tanıkla ispatlayamayacağını; ödemeyi kesin delillerle ortaya koymak zorunda olduğunu vurguladı. Bu nedenle tanık anlatımlarına dayanılarak verilen yerel mahkeme kararı bozuldu. Karara konu olay Eskişehir’de yaşandı. Taraflar arasında 20 Eylül 2022 tarihinde kira sözleşmesi imzalandı. Sözleşmede kira bedelinin banka aracılığıyla ödeneceği açıkça yazıldı. Ancak kiracı, kira bedellerini düzenli şekilde elden verdiğini, hatta ev sahibinin her ay işyerine gelip kirayı bizzat aldığını öne sürdü. Kiracı, bir ödemenin de ev sahibinin yanına gidilerek elden yapıldığını iddia etti. Bir süre sonra ev sahibi, bazı aylara ait kira bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek kiracı hakkında icra takibi başlattı. Kiracı ise borcu olmadığını, söz konusu kira bedellerini elden ödediğini savundu. İcra takibine konu edilen ocak, şubat, mart, nisan ve mayıs aylarına ilişkin kira borçlarının ödendiğinin tespiti için mahkemeye başvurdu. Ev sahibi tarafı ise “elden ödeme” iddiasını kabul etmeyerek, kiraların ödenmediğini bildirdi. Yerel mahkeme tanıkla kabul etti Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, kiracının iddialarını destekleyen beyanlara dayanarak, ev sahibinin kira bedellerini kiracının işyerine giderek elden aldığı sonucuna vardı. Mahkeme ayrıca, haziran ayı kirası için kiracının PTT kanalıyla ödeme yapmak istediğini; ancak bu ödemenin de kabul edilmediğini değerlendirdi. Bu gerekçelerle karar, kiracı lehine kuruldu. Adalet Bakanlığı “kanun yararına” temyize gitti Dosya bu kez Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemiyle Yargıtay’a taşındı. Yargıtay, kira ilişkilerinde temel kuralı hatırlattı: Kira ilişkisinin varlığını ve kiranın miktarını ispat yükü kural olarak kiraya verene, Kira bedelinin ödendiğini ispat yükü ise kiracıya aittir. Yargıtay’a göre, yıllık kira bedeli “senetle ispat” sınırının üzerindeyse, ödeme iddiası kesin delille kanıtlanmalıdır. Dahası, taraflar arasında yazılı bir sözleşme varken, 6100 sayılı HMK’nın 201. maddesindeki “senede karşı tanıkla ispat yasağı” gereğince, “kira ödendi” iddiası için tanık dinlenemez. Karar bozuldu, dosya geri gönderildi Bu gerekçelerle Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurmasını yasaya aykırı buldu. Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemi kabul edildi; karar bozuldu ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderildi.

Erdoğan İmzaladı: İçişleri ve Adalet’te Sürpriz Değişim! Haber

Erdoğan İmzaladı: İçişleri ve Adalet’te Sürpriz Değişim!

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde iki bakanlıkta görev değişimi yaşandı. Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, İçişleri Bakanlığına Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanlığına ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek atandı. Kararlara göre, görevden affını isteyen ve af talebi kabul edilen Yılmaz Tunç’tan boşalan Adalet Bakanlığı görevine Akın Gürlek getirildi. Ali Yerlikaya’dan boşalan İçişleri Bakanlığı görevine ise Mustafa Çiftçi atandı. Atamaların, Anayasa’nın 104. ve 106. maddeleri uyarınca yapıldığı belirtildi. Mustafa Çiftçi kimdir? 1970 yılında Konya’nın Çumra ilçesinde doğan Mustafa Çiftçi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden 1995’te mezun oldu. 1996’da İçişleri Bakanlığının açtığı sınavı kazanarak kaymakam adayı olarak mesleğe başladı. Meslek hayatı boyunca farklı il ve ilçelerde kaymakamlık görevlerinde bulunan Çiftçi; İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde daire başkanlığı yaptı, TBMM’de Özel Kalem Müdürü ve Başkan Başmüşaviri olarak görev aldı. 2018’de Cumhurbaşkanlığı kararıyla Çorum Valisi olarak atanan Çiftçi, yaklaşık 4 yıl 9 ay bu görevde bulundu. 9 Ağustos 2023 tarihli atama kararıyla Erzurum Valiliği görevine getirildi. Akademik çalışmalarını sürdüren Çiftçi’nin kamu yönetimi alanında yüksek lisanslarının bulunduğu, İngilizce ve Arapça bildiği; evli ve üç çocuk babası olduğu kaydedildi. Akın Gürlek kimdir? 1982’de Nevşehir’de doğan Akın Gürlek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2005’te mezun oldu. Hakim olarak çeşitli il ve ilçelerde görev yaptıktan sonra İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atandı. 1 Haziran 2022’de Adalet Bakan Yardımcısı olarak görevlendirilen Gürlek, 2 Ekim 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevine getirilmişti. Gürlek’in evli ve bir çocuk babası olduğu bildirildi. Yerlikaya ve Tunç’tan veda mesajı Görev değişiminin ardından Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İçişleri Bakanlığı görevini Mustafa Çiftçi’ye devrettiğini belirterek yeni bakana başarı diledi. Yerlikaya, görev süresince destekleri için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederken, bakanlık personeline de şükranlarını iletti. Yılmaz Tunç da paylaşımında, Adalet Bakanlığı görevinde bulunduğu dönemi hatırlatarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti ve yeni Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’e görevinde başarı dileklerini iletti.

Musk’tan Epstein bombası: “Dava açarlarsa ben öderim! Haber

Musk’tan Epstein bombası: “Dava açarlarsa ben öderim!

ABD’li milyarder iş insanı Elon Musk, Jeffrey Epstein dosyasıyla ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı. Musk, Epstein’e ilişkin “gerçeği açıkladığı için hakkında dava açılan” kişilerin savunma masraflarını karşılayacağını belirtti. Tartışma, Amerikan Futbol Ligi’nin (NFL) en büyük organizasyonu olan Super Bowl karşılaşmasının devre arasında yayımlanan bir reklamla yeniden alevlendi. Reklamda, Epstein mağdurlarının yer aldığı ve “gerçeğin” ortaya çıkarılması çağrısının yapıldığı aktarıldı. Aynı reklamda, Epstein’e ilişkin belgelerin tamamının kamuoyuyla paylaşılmamasına ve bazı isimlerin gizli tutulduğu iddialarına tepki gösterildi. Söz konusu reklamın sosyal medyada paylaşılmasının ardından, X platformundaki bir kullanıcı, Epstein mağdurlarının “gizlenen isimleri” açıklayabileceklerini öne sürdü. Paylaşımda ayrıca, dava edilmekten çekinen kişilerin Kongre’deki destekçileri aracılığıyla bu isimleri kamuoyuna duyurabileceği iddia edildi. Elon Musk ise bu paylaşıma yanıt vererek, “Bu konuda gerçeği açıklayan ve bu yüzden hakkında dava açılan herkesin savunma masraflarını karşılayacağım” ifadelerini kullandı. Musk’ın açıklaması kısa sürede geniş yankı bulurken, bazı kullanıcılar bunun ifade özgürlüğüne destek anlamı taşıdığını savundu; bazıları ise konunun hukuki ve siyasi boyutları nedeniyle daha fazla tartışma yaratacağını dile getirdi. Epstein dosyası neden gündemden düşmüyor? Jeffrey Epstein, reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti iddialarıyla yargılandığı süreçte, 10 Ağustos 2019’da New York’taki Manhattan Metropolitan Center Hapishanesi’ndeki hücresinde ölü bulunmuştu. Olay, yıllardır kamuoyunda tartışmalara ve komplo iddialarına konu olurken, ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile ABD Adalet Bakanlığı’nın incelemeleri sonucunda Epstein’in ölümünün intihar olduğu sonucuna varıldığı açıklanmıştı.

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü” Haber

Epstein’in Kardeşinden Şok İddia: “Trump Öldürttü”

ABD’de reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve seks ticareti suçlamalarıyla yargılanırken 2019’da New York’ta federal cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein hakkındaki tartışmalar, Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) yeni belge yayımları sonrası yeniden alevlendi. DOJ, Epstein Files Transparency Act kapsamında 3 milyonun üzerinde ek sayfayı kamuya açtığını; ayrıca binlerce video ve yüz binlerce görselin de bu paket içinde yer aldığını duyurdu. “İntihar mı, cinayet mi?” sorusu yeniden masada Yayımlanan belgelerde öne çıkan başlıklardan biri, Epstein’in kardeşi Mark Epstein’in Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) ilettiği iddialar oldu. Dosyalara yansıyan bilgiye göre Mark Epstein, kardeşinin cezaevinde öldürüldüğünü düşündüğünü ve bunun “isim vermeye hazırlanmasıyla” bağlantılı olabileceğini ileri sürüyor. Belgelere geçen ihbarda Mark Epstein’in, iddiasını daha da ileri taşıyarak bu ölümün Donald Trump tarafından “yetkilendirildiği” kanaatini dile getirdiği aktarılıyor. Bu bölüm, özellikle kamuoyunda “dosyalar kimi işaret ediyor?” sorusunu yeniden büyütürken, uzmanlar ve resmi makamların değerlendirmelerinde iddiaların kanıtlandığına dair bir bulgu bulunmadığı vurgulanıyor. DOJ: “Trump’a yönelik iddialar temelsiz” DOJ cephesi ise yayımlara eşlik eden açıklamalarında, dosyaların bir kısmında Trump’a yönelik “gerçek dışı ve sansasyonel” ifadelerin yer aldığını, bunların doğrulanmadığını ve içeriklerin güvenilir kabul edilemeyeceğini belirtiyor. Trump da geçmişte Epstein’le bağlantısı olduğuna ilişkin iddiaları reddederken, ölümle ilişkilendirilen suçlamaları da kabul etmedi. Dosyalar neden şimdi gündemde? Süreç, tek bir yayımla sınırlı değil. ABD basınında yer alan bilgilere göre DOJ, Aralık 2025’te 11 bini aşkın dosyalık bir paketi kamuoyuna sunmuş; bu pakette de Mark Epstein’in FBI’a yaptığı bildirim dikkat çekmişti. Daha sonra Ocak 2026 sonunda yeni bir büyük yayımla milyonlarca sayfa daha erişime açıldı. Öte yandan Adalet Bakanlığı, mağdur gizliliğiyle ilgili endişeler nedeniyle yaklaşık 9.500 belgenin geçici olarak yayından kaldırıldığını ve ek düzeltme/redaksiyon çalışmalarının sürdüğünü de açıkladı. “Redaksiyonsuz erişim” adımı En güncel gelişmelerden biri de, DOJ’nin bazı redaksiyonsuz (karartılmamış) belgelere Kongre üyelerinin kontrollü şekilde erişebilmesine imkân tanıyacağını duyurması oldu. Bu adımın, hem şeffaflık çağrılarını hem de mağdur mahremiyeti tartışmalarını aynı anda artırdığı değerlendiriliyor. Epstein’in ölümüyle ilgili resmi kayıtlarda “intihar” sonucuna işaret edilirken, yeni dosyalarla birlikte kamuoyunda “soru işaretleri” tekrar büyüyor. Ancak şu aşamada, Mark Epstein’in Trump’u işaret eden sözleri de dahil olmak üzere, belgelere yansıyan birçok iddianın kanıtlanmış bir hüküm niteliği taşımadığı ve resmi makamların bu tür ifadeleri doğrulanmamış olarak sınıflandırdığı belirtiliyor.

“Gizli Görüntü Detayı Ortaya Çıktı: Epstein’in Hücresine Kim Gitti?” Haber

“Gizli Görüntü Detayı Ortaya Çıktı: Epstein’in Hücresine Kim Gitti?”

ABD’de reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı suçlamalarıyla yargılanırken 2019 yılında New York’taki Metropolitan Correctional Center’da (MCC) ölü bulunan Jeffrey Epstein’e ilişkin dosya yeniden gündeme geldi. Amerikan medyasında yer alan yeni değerlendirmelerde, Epstein’in ölümünden bir gece önce kaydedilen güvenlik kamerası görüntülerinde “turuncu renkli” bir figürün, Epstein’in hücresinin bulunduğu izole kat yönüne ilerlediğinin tespit edildiği iddia edildi. İncelemelerde, 9 Ağustos 2019 gecesi saat 22.39 civarında kaydedilen görüntüde merdivenlerden yukarı çıkan turuncu bir nesne ya da kişinin seçildiği ileri sürüldü. Aynı görüntünün resmi kurumlar tarafından farklı şekillerde yorumlandığı belirtildi. Buna göre, FBI değerlendirmelerinde figürün “başka bir mahkûm olabileceği” ihtimali yer alırken, ABD Adalet Bakanlığı belgelerinde bunun “turuncu çarşaf veya yatak takımı taşıyan kimliği belirsiz bir görevli olabileceği” değerlendirmesine de dikkat çekildi. Personel ifadesinde doğrudan soru yer almadı Yayımlanan belgelere göre, olay gecesi nöbetçi olan cezaevi personeline söz konusu “turuncu figür” hakkında doğrudan bir soru yöneltilmediği öne sürüldü. Bu durum, Epstein’in ölümüne ilişkin yürütülen resmi soruşturmaların kapsamı ve delillerin değerlendirilme biçimine yönelik eleştirileri yeniden artırdı. Dosyada daha önce yer alan bulgulara göre, o gece görevli memurlardan birinin tuttuğu kayıtlarda mahkûm sayımına ilişkin tutarsızlıklar bulunduğu, kısa süre içinde bir kişilik eksik sayım yapıldığı iddiaları da kamuoyuna yansımıştı. Kamera sistemi ve güvenlik zafiyetleri tartışılıyor Epstein’in tutulduğu kata giden merdivenleri izleyen kameranın görüş açısının sınırlı olduğu, diğer bir kameranın ise o gece kayıt yapmadığı daha önce açıklanan unsurlar arasında bulunuyor. Bu teknik aksaklıklar, federal cezaevi güvenliği ve gözetim sistemlerine ilişkin zafiyet tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Resmi makamlar Epstein’in ölümünü “intihar” olarak kayda geçirmişti. Ancak kamuoyunda kuşkular sürerken, Epstein’in kardeşi Mark Epstein de uzun süredir ölümün “cinayet olabileceği” yönündeki şüphelerini dile getiriyor. Yeni görüntü analizleriyle birlikte dosyadaki soru işaretlerinin yeniden tartışma konusu olduğu değerlendiriliyor.

Epstein Dosyası: Türkiye İddiaları İçin Bakanlıklara Soru! Haber

Epstein Dosyası: Türkiye İddiaları İçin Bakanlıklara Soru!

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, kamuoyunda yeniden tartışma yaratan Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin iki ayrı soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sundu. Bekin, iddiaların “Türkiye bağlantısı” olduğu yönündeki tartışmaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayarak, hem çocukların korunması hem de olası temasların ortaya çıkarılması için kapsamlı yanıt talep etti. Önergelerden ilki, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı ilgilendiren başlıklara odaklandı. Bekin, dosyada yer aldığı ileri sürülen “Türkiye’den çocukların kaçırıldığı” iddialarının açıklığa kavuşturulmasını isterken; kayıp çocuk sayıları, bu çocuklara ulaşılma oranı ve korunmaya muhtaç çocukların bulunduğu alanlarda denetim yapılıp yapılmadığına dair detaylı sorular yöneltti. Bekin’in metninde, Jeffrey Epstein’in 10 Ağustos 2019’da New York’ta, Manhattan’daki bir federal gözaltı merkezinde ölü bulunduğu hatırlatıldı. Ayrıca, yıllar içinde ortaya çıkan belgelerin Epstein’in “küresel ölçekte” geniş bir çevreyle temaslarını gündeme taşıdığı; son dönemde ise ABD Adalet Bakanlığı tarafından “milyonlarca yeni belgenin” kamuoyuyla paylaşıldığı iddialarının tartışmayı büyüttüğü ifade edildi. Bu kapsamda, belgelerde Türkiye’ye dair izler bulunduğu yönündeki haber ve paylaşımların “acil ve şeffaf biçimde incelenmesi gerektiği” savunuldu. Kayıp çocuklar ve denetimler: “Ne kadar çocuk kayboldu, kaçı bulundu?” Bekin’in Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle yönelttiği soruların merkezinde şu başlıklar yer aldı: “Epstein davasının Türkiye bağlantıları bulunduğu” iddialarına yönelik bakanlıkça soruşturma başlatılıp başlatılmadığı 2020–2025 yılları arasında Türkiye’de kaç çocuğun kaybolduğu ve kaçına ulaşıldığı TÜİK Adli İstatistik verilerine atıfla gündeme gelen geçmiş dönem kayıp çocuk sayıları sonrası, ilgili yıllarda kaybolan çocukların akıbetine dair güncel tablo “Bu suç ağı nedeniyle mağdur olan çocuklar var mı?” sorusu ve varsa tespit süreci Okullar ve yetiştirme yurtları gibi alanlarda denetimlerin yapılıp yapılmadığı? Bekin, özellikle “çocukların korunmasına dönük erken uyarı ve izleme mekanizmaları”nın bu tür iddialarda hayati önem taşıdığını belirterek, iddialar doğru olsun ya da olmasın, kamuoyunun güvenini sağlayacak net bilgilerin paylaşılmasının kritik olduğunu dile getirdi. Sınır kayıtları, temaslar, bağışlar: “Türkiye’ye giriş-çıkış oldu mu?” İkinci önerge ise İçişleri Bakanlığı ve Bakan Ali Yerlikaya’ın yanıtlaması istemiyle hazırlandı. Bu önergede daha çok güvenlik, sınır hareketleri ve olası bağlantılar sorgulandı. Bekin, iddialara konu kişi ya da bağlantılı isimlerin Türkiye’ye giriş-çıkış yapıp yapmadığını, yaptıysa kimlerle veya hangi kurumlarla temas kurduklarının tespit edilip edilmediğini sordu. Önergede ayrıca şu başlıklara yanıt istendi: Epstein’in Türkiye’de herhangi bir siyasetçi, yönetici veya üst düzey kamu görevlisi ile iletişime geçip geçmediği Epstein’le ilişkilendirilen fonlar üzerinden Türkiye’de herhangi bir kuruma bağış yapılıp yapılmadığı ve varsa buna yönelik bir inceleme yürütülüp yürütülmediği “Ağ kurarak istihbarat topladığı” iddiaları bağlamında Türkiye’den herhangi bir bilgi sızıntısı olup olmadığı? Bekin’in önergeleri, “Türkiye ayağı” iddialarının yalnızca sosyal medya tartışmalarıyla sınırlı kalmaması; somut veriler, resmi kayıtlar ve denetim raporları üzerinden değerlendirilmesi gerektiği çağrısıyla Meclis gündemine taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.